|
@kif1905
|
 |
|
|
Ülkemizde vakıflara kayıtlı 19 bin 500'ün üzerinde tarihi eser var. Ancak 2003'e kadar çoğu harabe durumdaydı. Hatta Atatürk'ün 1931'de Başbakan İsmet İnönü'ye verdiği bazı restorasyan talimatları bile bugüne kadar yapılmamıştı. 2003'ten beri 2 bin 650 eser restore ettiklerini söyleyen Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, yıllar sonra bu talimatı yerine getirdiklerini ve 2009 sonuna kadar harabe hiçbir eserin kalmayacağını söylüyor.
'2009 sonuna kadar restore edilmeyen vakıf eseri kalmayacak'
Yolu İstanbul'a tarihi yarımadaya düşenlerin hummalı bir çalışma dikkatini çekmiştir. Neredeyse her tarihî eser restore ediliyor. İstanbul'da şu anda 55 eserin bakım ve onarımı yapılıyor. Önümüzdeki günlerde 35 yapıda daha çalışma başlayacak. Ama bu sadece İstanbul'a özgü bir şey değil, hemen hemen tüm Türkiye'de aynı manzara var. Vakıflar Genel Müdürlüğü, son birkaç yıldır harıl harıl çalışıyor. Türkiye adeta tarihî eser şantiyesine dönmüş durumda. Yıllardır ihmal edilen eserler bir bir onarılıyor. Restoresine başlanan ve bir türlü bitmeyen geçmişteki çalışmaların aksine, eser onarımları verilen tarihte tamamlanıyor. Öyle ki Vakıflar'ın 2003 yılından bu yana, tarihî eserlerin tespiti ve onarımıyla ilgili el atmadığı ilçe neredeyse kalmadı. Ülkemiz sınırları içinde tescil edilen eski eserlerin sayısı 19 bin 500'ün üzerinde. sBugüne kadar 2 bin 650 eser restore edilmiş, şu anda 111 eserin onarımı devam ediyor. Projesi tamamlanan 131 eserin restorasyonu ise önümüzdeki günlerde ihaleye sunulacak. Bu çalışmaların ardındaki isim ise Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt. 2003'te bu koltuğa oturan Beyazıt ile Türkiye'de devam eden restorasyonları, yıllardır ihmal edilen eserlerin durumunu konuştuk.
Başta İstanbul olmak üzere Türkiye tam bir şantiye alanına dönüşmüş durumda. Hemen her tarihî yapı bakıma alındı, restorasyonu yapılıyor. Vakıflar Genel Müdürü olarak neler söyleyeceksiniz?
Türkiye şu an bir şantiye ve açık laboratuvar haline geldi. Restore edilen eser sayısı insanlara az geliyor olabilir, ancak Türkiye kadar eski esere sahip İtalya'da bile böyle bir iyileştirme çalışması olmadı. Türkiye genelinde göreve başladığımızdan beri çok yoğun bir çalışma başlattık. Çalışmaları 3 başlık halinde toplamak mümkün. İlk olarak, vakıf eserlerinin tescil ettirilmesi ile başladık. Daha sonra her eser için restorasyon projelerinin yapılması aşamasına geçtik. Böylece öncelikle ne kadar tescilli vakıf eseri varsa projelerini çıkardık. Projelerin hazırlanması bizim az sayıdaki mimarımızla mümkün değil. Restorasyonların tüm Türkiye'ye yayılması için eski eserlerden anlayan mimarlar tarafından yapılmaları lazımdı, bu sebeple ihalelere çıktık ve projeler hazırlandı. Anıtlar Kurulu'na onaylatıldıktan sonra projesi çıkarılan eserin onarımını başlattık. Son 4 senedir aynı işlemleri her eser için yapıyoruz. Şu anda projesi çizilmeyen eser kalmadı. Projesi çizilip de ihale aşamasında olmayan eser kalmadı. Dünyanın 50 yılda yaptığı çalışmaları biz 2 yılda yapmış olacağız. En büyük handikap, işi en iyi şekilde yapabilmektir ve buna gayret ediyoruz.
Eserlerin onarımından sonra bakımları nasıl devam ettirilecek?
Onarımdan sonra herhangi olumsuz duruma karşı, 5-10 yıllık bakım ve onarım ihalesi yapacağız. Herhangi bir il içinde bulunan tüm eserlerin toplu olarak bakımının gerçekleştirilmesi için ihaleler yapılacak. Böylece, herhangi bir eserin çatısı aktığı anda müteahhit devreye girecek, sorunu giderecek. Devamlı bakım oranım olacak. Tüm illerde bakım sözleşmesi yapılacak görevden gitmiş olsam bile eserler daha bir 10 yıl boyunca bakımda kalmaya devam edecek. Sonraki yöneticilerin aynı sözleşmeleri yenilemeleri halinde eserler sürekli olarak bakımda kalmaya devam edecek.
Eserlerin büyük bir felaket anında yıkılması ya da yanması ihtimali için aldığınız tedbirler de var mı? Bu eserler gelecek kuşaklara kalabilecek mi?
Bu beni çok heyecanlandıran bir soru, çünkü Allah korusun bir felaket sonrasında eserlerin yok olması söz konusu. Ancak bunun da tedbirini aldık. Türkiye'deki her bir eser, tüm detayı ile 180 derece kameralarla, 3 boyutlu olarak çekiliyor. Sadece bunların bire bir fotoğrafları değil, tüm mekânlar, ayrıntılarıyla kayıt altına alınıyor. Oluşturulan bilim heyeti de eserle ilgili detayları görüntünün üzerine okuyor. Yangın veya deprem gibi bir felakette bu eser yeniden vücuda getirilmiş olacak. Ayrıca tüm eserlerin rölövesi hazırlanıyor. Bu çekimler olmasa da eserler yeniden inşa edilebilecek. Göreve geldiğimizde böyle bir çalışma yoktu. Ancak şimdi bunu yapmış olmanın huzurunu yaşıyoruz.
|