Konuları Göster
|
|
Sayfa: [1] 2 3 ... 5
|
|
1
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / Rafet El Roman biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:42:03 ÖS
|
|
Rafet El Roman 25 Ağustos 1968 tarihinde Edirne`de doğdu. 1970 yılında ailesi Almanya`ya işçi olarak gitti. Rafet 7 yaşına kadar Uzunköprü Ömer bey Köyü`nde anneannesi ile birlikte yaşadı. İlkokul 1. sınıfı köyde okuduktan sonra Almanya`ya ailesinin yanına gitti. Öğrenimini Almanya`da tamamladı. 16 yaşında ilk söz ve bestelerini yazmaya başladı.
17 yaşında Midnight Entertaintment film şirketine figüran olarak başvurmasıyla sinema hayatının ilk adımını atmış oldu. 1987`de ilk uzun metrajlı filmi `Defender`da başrolü oynadı. Bu yapım Rafet El Roman`ın senaristlik ve yönetmenlik alanında da ilk deneyimlerini yaşadığı filmdi. 1988`de müzik çalışmalarına ağırlık verdi. 1992 yılında Saarlaendischer Rundfunk Radio Kurumu tarafından Almanya`da yılın en iyi yeteneği` seçildi.
1994 yılında Frankfurt kültür festivalinde Media Artist Avard - Medya Sanat Ödülü aldı. 1995`de Türkiye`ye gelerek ilk solo albümünü çıkardı. `Gençliğin Gözyaşı` adlı albüm bir milyonu aşan satış rakamlarına ulaştı. 1997`de `En Güzel Günler Senin Olsun` adlı ikinci albümünü çıkardı. Aynı yıl kızı Su El Nur dünyaya geldi. 1998`de Avrupa`da ilk solo albümü piyasaya çıktı. Ayrıca yine 1998 yılında `Propoganda` filmi ile Kemal Sunal, Metin Akpınar gibi Türk Sinema tarihinin dev isimleriyle birlikte başrol oynadı.
1999`da `Hayat Hüzünlü` adlı üçüncü albümüyle yine büyük bir başarı yakaladı. Bu arada ikinci kızı Sevvalnur dünyaya geldi. Rafet El Roman 2000 yılında kendi yöneteceği bir film hakkında açıklamalar yaptı ama bu hayalini gerçekleştiremedi. Ama 2000`de Mehmet Ali Erbil ile Euro2000 Şampiyonası için Milli Takım`a yazdığı `Bir Gol Daha` şarkısını seslendirdi. Rafet El Roman aynı yıl bir de `Dar Alanda Kısa Paslaşmalar` adlı sinema filminde Müjde Ar`la birlikte başrol oynadı. 2001 yılında Aşkın Nur Yengi ile, söz ve müziği Rafet El Roman'a ait olan "PEŞİNDEYİM" adlı şarkıda düet yaptı.
Rafet El Roman, 2001 yılında yeniden müziğe döndü ve `Hanımeli` adlı albümünü çıkardı. 2002 yılında `5 Nr Aşk` albümünün yanı sıra, eşiyle olan problemleri de onu sık sık magazin gündemine taşıdı 2004 yılının yaz aylarında, "SÜRGÜN" adlı 6. albümünü yaptı ve bu albümle çok büyük bir satış grafiği yakaladı, bir çok hit şarkısıyla 2004 yılının en beğenilen albümlerinden biri oldu Sürgün.
2005 yılında, "KALBİMİN SULTANI" adlı 7.albümünü, 10.Sanat Yılı Şerefine müzik severlerin beğenisine sundu, albüm ilk çıktığı hafta büyük bir satış grafiği yakalayarak, listelerin bir numarası oldu.
2006 yılında ‘Gönül Yarası’’8.albümü hayranlarıyla buluştu. Diğer albümlerinde olduğu gibi ‘’Gönül Yarası’’albümünde de aynı başarıyı yakalayacağa benziyor.
Rafet El Roman, 2000 yılında kurduğu RER Müzik adlı müzik yapım şirketiyle, müzik piyasasına yeni isimler kazandırmayı amaçlıyor. Ayrıca, hayatı sinema ve müzik üzerine kurulan Rafet El Roman'ın en büyük hedefi, senaristliği ve yönetmenliğini yapacağı film projesini hayata geçirmek...
alıntıdır
|
|
|
|
|
2
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / ışın karaca biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:40:59 ÖS
|
|
7 Mart 1973 tarihinde Londra'da doğan Işın Karaca, ilk günden olmasa bile çocukluğundan bu yana şarkı söylüyor. Öğrencilik yıllarında başladığı müzikal çalışmalarına, Londra IV King Edward Okulu İngiliz Dili ve Edebiyatı, Tiyatro bölümünde okurken de devam etti.
Müzik onun hayatında hep vardı, ama hayatının seyrini tek bir gecede değiştirebileceğini kendisi bile tahmin etmemişti. Kıbrıs'ta restoran işleten annesinin yanına tatil amacıyla gittiğinde, şarkı söylemeyi çok sevdiğini bilen annesi onu sahneye davet etti. Işın, her zamanki gibi, eşsiz sesiyle harika şarkılar söyledi ve olanlar oldu. O gece başlayan tesadüfler, Işın'ın kısa bir süre içinde sahnelere çıkmasına kadar devam etti. Önceleri hobi olarak başlayan bu iş, bir anda onun yaşam tarzı haline geldi ve Işın, Kıbrıs'tan İstanbul'a yatay geçiş yapmaya karar verdi.
Bugüne kadar çeşitli müzisyenlerle ve gruplarla çalışan Işın, pek çok albümde vokal yaptı, onlarca dublaj ve jingle çalışmasında yer aldı. 1999 yılında kurulan Panic Attack grubunda vokalistlik yapması, 1999 ve 2000 Eurovizyon Türkiye Finallerine katılması, 1999 Altın Güvercin Yarışması bütün dallarda birincilik kazanması, Işın'ın başarılı müzik kariyerinin ilk basamaklarını oluşturdu. Ancak, Işın için belki de en önemlisi, gerçek bir ustaya, Sezen Aksu'ya 1997 yılından bu yana vokalistlik yapıyor olması...
Sezen Aksu'nun ve birçok değerli müzisyenin imzasını taşıyan Işın Karaca'nın ilk albümü Anadilim Aşk Power Records etiketi ile piyasaya çıktı. Albümün dağıtımı Universal Müzik tarafından yapılmaktadır. Albümdeki 12 şarkıdan 10'unun söz ve müzikleri Sezen Aksu'ya; diğer 2 şarkının sözleri Ali İlyas'a, müzikleri ise yine Sezen Aksu'ya ait. Işın'ın ilk klip tercihi ise, albümün de açılış parçası olan Tutunamadım.
Değişmek; 'Her gün yeni bir gündür'e inanarak uyanmak, anlamak, anlamaya çalışmak. Olabilirsem, böyle bir şarkıcı olmak istiyorum' diyen Işın Karaca'nın böyle bir şarkıcı olacağı ve kendine has bir dinleyici kitlesi edineceği kesin
alıntıdırr
|
|
|
|
|
3
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / funda arar biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:40:02 ÖS
|
|
1975 yılında Ankara’da doğdu. İlk öğrenimini Ankara’da, orta ve lise öğrenimini babasının görevi nedeniyle Muğla ve Adapazarı’nda tamamladı.
Müziğe olan ilgisi ve yeteneği küçük yaşlarda fark edilen Funda Arar, ilkokul 3. sınıftan itibaren mandolin ve solfej dersleri almaya başladı.1992 Yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı sınavını ilk 5’in içine girerek kazandı. Okulu bitirdikten sonra iki yıl boyunca müzik öğretmenliği ve sahne çalışması yaptı.
2000 yılı Mart ayında sessiz sakin görünümlü hüzünlü gencecik bir kız üzerinde siyah bir manto güvercinler arasında “sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında / yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum / yolumun karanlığa karışan noktasında / sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum” diye haykırıyordu. Necip Fazıl Kısakürek’in şiiri “Kaldırımlar” şarkı olmuş ve Türkiye Funda Arar’ı bu şarkıyla tanımıştı.
Güçlü sesi usta yorumuyla dikkatleri çekmişti . Bu hüzünlü şarkının ardından Funda Arar “Aysel” le bizi 1950’li yıllara götürdü. O yılların atmosferinde ustaca Tango yapıyordu. Ardından “Sonu Yok Bu Aşkın” ile Funda Arar bu kez bir kumsalda yalnızlığı ve hüznü anlattı. 2001 yılının Şubat ayında ise Kıraç ile birlikte yaptığı düet albüm ile karşımıza çıktı.
İlk kliplenen şarkı “Sevgiliye” oldu bu albümde. “Sevgiliye albümünün bir başka özelliği ise Funda Arar’ın bestecilik yönünü ortaya koyan ilk çalışma olmasıydı. Sözleri ve Müziği Funda Arar’a ait “Seni Düşünürüm” ün klibinin yayına girmesiyle birlikte çok daha geniş kitleler onu tanıdı ve sevdi.
Funda Arar ın 2002 Mart’ında ikinci solo albümü Alagül’ü müzik severlerin beğenisine sundu. Bu albümünden ‘’Alagül’’ ‘’Seninim’’ ‘’Belki Bir Gün’ ‘’Arapsaçı ‘’ ve "Affet" şarkılarına klip çekildi. Bu albüm ile birlikte 2002 ve 2003 yılında Üniversitelerin Bahar şenlikleri, festivaller ve bayi toplantıları içeren yoğun bir konser dizisi gerçekleştirdi.
Magazin Gazetecileri Derneği’nden 2002 yılında Kıraç ile birlikte yaptığı Sevgiliye albümü dolayısıyla en iyi çıkış yapan sanatçı ödülü aldı. 2003 yılının ekim ayında üçüncü solo “Sevda Yanığı” albümü ile dinleyenlerine ulaştı. Bu albümüyle hayran kitlesini çoğaltan sanatçı, müzik dünyasında kalıcı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu albümü ile 31. Altın Kelebek yarışmasında en iyi çıkışı yapan sanatçı ödülünü aldı.
alıntıdır
|
|
|
|
|
4
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / ferhat göcer biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:39:13 ÖS
|
|
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Ve Devlet Konservatuarı Şan Bölümü mezunu Ferhat Göçer 2 yıl sözleşmeli olarak çalıştığı Devlet Opera ve Balesi'nden Şanlıurfa'ya doktor olarak tayini çıkmasıyla mecburi hizmet nedeniyle ayrılır. İstanbul'a döndüğünde Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde Genel Cerrah olarak göreve başlayıp kendine müzikte yeni bir hedef belirlemiştir.
Türk Müziğini aldığı klasik eğitim ile birleştirip dünyaya tanıtmak. Bu hedefi doğrultusunda çalışmalarına ve halen Genel Cerrahlığa devam etmektedir. Dünya opera repertuarından günümüz şarkılarına, Napolitanlardan, Chanson'lara, Rembetiko'lara Türk Sanat Müziği'nin seçkin eserlerinden, Halk Müziğimizin örneklerine, Hafif Batı Müziği'nin nostaljik parçalarından günümüz müziğine kadar farklı müzik türlerini seyircisiyle buluşturan ve şu ana kadar kendi kurduğu ülkemizde ki tek şahsa ait senfoni orkestrası olan Metropol Senfoni Orkestrası ile seyirci rekorları kıran konserler veren Ferhat Göçer, "Dön Diyemedim" isimli albümünü müzik marketlere sundu.
Anadolu ezgilerini, evrensel senfonik dünya müziği ile kaynaştırarak farklı ve keskin tarzların duygusal çatışmalarının bütünlüğünü ortaya çıkarmak ve bunu Anadolu'da olgunlaştırdıktan sonra dünyaya sunma hedefini taşıyan Ferhat Göçer, "Anadolu Aryaları" adlı projesi ile İstanbul'dan, Diyarbakır'a, Gaziantep'ten İzmir'e, Ankara'ya uzanan konserler gerçekleştirdi.
alıntıdırr
|
|
|
|
|
5
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / ferhat erkoc biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:38:21 ÖS
|
|
7 Nisan 1953'te İstanbul-Fatih'te dünyaya gelen Fatih Erkoç'un ilk defa enstrümanlarla tanışması babası değerli ud sanatçılarımızdan Hasan Erkoç'un üç yaşında kendisine bir keman hediye etmesiyle olur.
Fatih Erkoç, ilk öğrenimini tamamladıktan sonra müziğe olan ilgisi nedeniyle 1965 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı'na girer. Burada 7 yıl boyunca trombon, piyano ve kontrbas eğitimi alır ama mezun olmadan o dönemin en gözde orkestralarından İstanbul Gelişim Orkestrası ile çalışmaya başlar, 1971'de birlikte "Nihayet" adlı bir albüm çıkarırlar, kısa bir dönem trombon sanatçısı olarak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nda çalışır. Ardından askerlik döneminde Ankara' da artık aramızda olmayan değerli caz davulcusu Erol Pekcan'nın orkestrası ile konserler verir, bir çok radyo ve televizyon programına konuk olur. Daha sonraki 11 yılını Norveç'de geçiren Erkoç, İskandinavya'daki çeşitli orkestralarda; trombon, flüt, gitar, bas gitar, keman, saksofon, trompet ve ud gibi enstrümanlarıyla yer almıştır.
1986 yılında Türkiye'ye döndükten sonra Kuşadası'nda, 1. Altın Güvercin Şarkı Yarışması'nda söz, müzik, düzenleme ve yorumu kendisine ait olan "Yol Verin A Dostlar" şarkısıyla birinci olur. 1987 yılında ise aynı ismi verdiği albümünü çıkaran müzisyen, 1989'da yine söz, müzik, düzenleme ve yorumu kendine ait olan "Sen ve Ben" adlı şarkısıyla bir kez daha birincilik ödülünü alır.
6 yıl tromboncu ve solist olarak TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası ile bir çok caz konseri gerçekleştiren, radyo ve televizyon programlarına katılan müzisyen, ayrıca İtalya, Fransa, Finlandiya, Hollanda ve Amerika'da caz festivallerine de katılır. Tabii bu yoğun temposu içinde müzik yarışmalarını da ihmal etmez. Hem kendi, hem de başka bestecilerin eserleriyle bir çok kez Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finalleri'nde yarışır. Malezya'da 1989'da yapılan bir pop müziği şarkı yarışmasında yine sözü, müziği, düzenlemesi ve yorumu kendine ait olan; "Korku"; adlı şarkıyla Türkiye'yi temsil eder.
Stüdyo çalışmalarına uzun bir süre ara veren Fatih Erkoç, 1999 yılı sonunda sonunda kendi adını taşıyan ve şarkılardan prodüksiyonuna kadar kendi imzasını taşıyan albümüyle geri döndü. Arada geçen uzun dönemde birçok önemli konserler gerçekleştiren ve Türk TV'leri arasında nitelikli müzik performans programı anlamında belki de tek örneklerden biri sayılabilecek "Yankılar" programına imzasını atan Erkoç, uzun bir çalışma döneminin ardından 2005 tarihli yeni albümü "BEKLENEN" ile kendisini özleyen hayranlarıyla buluşuyor. Fatih Erkoç şu günlerde ayrıca geçmişte yarım bıraktığı eğitimini tamamlayarak yoğun günler geçiriyor ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarından mezun olmaya hazırlanıyor.
alıntıdır
|
|
|
|
|
6
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / dumann biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:36:47 ÖS
|
Doksanlı yılların başlarında müzik yaşantılarına başlayan grup elemanlarından Kaan Tangöze (Vokal) öğrenim görmek amacı ile gittiği Seattle'da müzik yaşamına devam etti ve oradayken Türkiye'de çıkarmak istediği albüm için parçalarını hazırladı. Türkiye'de bulunan grubu Mad Madame ile Saettle ve Los Angeles'da yayınlanan toplama albümlerde yer aldı. Türkiye'ye döndüğünde Blue Blues Band ile beraber çalışan Batuhan Mutlugil'i (Gitar) ve Ari Barokas (Bas Gitar) ile beraber çaldıkları Mad Madame grubuna dahil ederek DUMAN isminde şimdiki gruplarını kurdular. Böylece DUMAN "Eski Köprünün Altında" isimli albümleri ile büyük bir dinleyici kitlesine de ulaşmayı başardı. Çoğunlukla davulcu sorunu yaşayan grup bir çok isimle beraber çalıştı ama çoğunlukla albüm ve konserlerinde Türkiye'nin en başarılı isimlerinden Alen Konakoğlu (Davul) eşlik etti. Özellikle "Belki Alışman Lazım" isimli albümden sonra stüdyo ve konser çalışmaların Alen Konakoğlu DUMAN grubunun 4. ismi oldu. DUMAN hayranları büyük bir sabırsızlıkla beklediği, ve grubun tam bir titizlikle hazırladıkları "Belki Alışman Lazım" isimli albüm, "Eski Köprünün Altında" isimli ilk albüme göre biraz daha melankolik bir albüm. İlk albümde bulunan daha eğlenceli parçalar yerini tamamen daha hüzünlü ifadeler ve Kaan'ın sesiyle bütünleşti. Aşk, umutsuzluk ve hüzün teması dışında "Masal" isimli parçada Adnan Menderes ve Deniz Gezmiş'in asılmalarına eleştirili bir yaklaşımda bulunmuş. Sezen Aksu'nun daha önce seslendirdiği "Her Şeyi Yak" isimli parça ise Kaan'ın yorumu ile bir kez daha alışılmış bir DUMAN tadı verdi ve çıkış parçası oldu. NR1 Müzik, 2005’in yaz aylarını ülkemizin en iyi rock grubu Duman’ ın uzun süredir merakla beklenen yeni stüdyo albümü “Seni Kendime Sakladım” ile karşılıyor. Vokal ve gitarda Kaan Tangöze, gitar ve geri vokalde Batuhan Mutlugil, bas gitar ve geri vokalde Ari Barokas’ tan oluşan Duman, büyük çıkış yaptığı albümü “Belki Alışman Lazım”ın ardından hayranlarını ve müzikseverleri uzun süredir bekletiyordu. Duman severler grubun müthiş sahne performansını yansıtan “Konser” albümü ve yine NR1 Müzik tarafından 2004 yılı sonunda yayınlanan Türkiye’nin ilk müzik DVD’ si “Bu Akşam” ile teselli bulmuşlardı. Duman grubu geçen süre içerisinde iki yüze yakın konserde hayranlarıyla buluşurken, birçok gazete, dergi, TV, okul ve üniversite tarafından “Yılın En İyi Grubu” seçildi. Albümde yer alan 12 şarkının kayıt ve mixleri de Stüdyo 18’de Levent Büyük tarafından yapıldı. Gruba davulda “Belki Alışman Lazım” albümünde olduğu gibi Cengiz Baysal eşlik etti. Ari Barokas’ın şarkıları “Aman Aman” ve “Sayın Bayan” dışında kalan tüm parçaların söz ve müzikleri Kaan Tangöze’ye ait. Açılışta yer alan “Özgürlüğün Ülkesi” dünya politikasını eleştiren enerjik bir punk rock şarkısı. Muhteşem balladlar “Seni Kendime Sakladım” ve “Melek”in yanı sıra, “Sen Ben” ve “Yürekten” de Duman’ ın başarılı modern rock çalışmaları. Türkçe rock müziğin en önemli grubu Duman, kendine özgü tarzını “Yanıbaşımdan”, “Sadece Koklayacaktım” ve “Rüyanda Görsen İnanma” gibi şarkılarda gösterirken, “En Güzel Günüm Gecem”i ise kendilerini konserlerde yalnız bırakmayan seyircilerine hediye ediyor. alıntıdır kaynak: Linki Görebilmek için Üye Olunuz veya üye iseniz Giriş Yapınız
|
|
|
|
|
7
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / deniz seki biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:35:32 ÖS
|
|
01/07/1970, İstanbul doğumlu. Ancak babasınınn ailesi Antalyalı olduğundan kendisinii Antalyalı hissediyormuş. İlkokulu Maçka Süheyla Artem'de, orta ve lise eğitimini de yatılı olarak Çamlıca Kız Lisesi'nde okudu.
Okulu bitirdikten sonra, TRT İstanbul televizyonundaki sunuculuk sınavlarına katılarak sunucu olmaya karar verdi ve bu meslekte başarılı oldu.
İdealist bir yapım olduğundan sunuculuk yaparken içimdeki müzisyen ruhunun çıkması biraz zaman aldı. Öyle ki, keşfedilmesi, 1993 Yılında Melih Kibar' la tanışması sonucu ortaya çıkacaktı. Ki, öyle de oldu.
Nasıl mı? Kendi dilinden dinleyelim;
Medeni cesareti olan bıcır bıcır bir kız çocuğu olduğum için, tesadüfler sonucu Melih Kibar la tanıştım ve sesimi dinlemesini rica ettim. Kendisi de beni stüdyosuna davet etti. Ben ne olduğunu bile anlamadan bir de baktımki, reklam filmlerini seslendirmeye başlamışım. Böylece sanat hayatı yolundaki önemli adımlardan birini atarak, yoluma birbirinden değerli; Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu, Ege, Ferda Anıl Yarkın, Zuhal Olcay ve Yaşar gibi sanatçılara vokalistlik yaparak devam ettim.
1995 Yılında, artık kendimi iyice şarkı söylemeye hazır hissettiğim anda, medeni cesaretimi göstererek POP - SHOW 95 Şarkı yarışmasına katıldım ve kendi yazdığım şarkı sözümle 1. oldum.
Ve 1997 yılında, uzun ve zevkli çalışmalar sonucunda 1. albümüm olan "Hiç Kimse Değilim" müzikseverlerle buluşmuş oldu. Yaşadığım acı ya da tatlı duygu yoğunlukları, söz ve bestecilik kimliğimin ortaya çıkmasını sağladı. Bu beni çok heyecanlandırdı. Çünkü artık şarkı yazıyor ve besteliyordum. Bu da bir sanatçı için önemli olsa gerek?
Aslında düşünüyorum da ben şarkılarımla, hele ki birbirimizi hiç tanımadığımız halde sizlerle dertleşiyoruz. Bence hayranlık diye adlandırılan duygunun tanımı da bu.
25 Aralık 1999 tarihinde, söz ve müziklerinin birçoğu kendime ait olan "Anlattım" isimli albümümle bir kez daha sizlerle buluştum. Ne mutluyum ki bu albüm düşlediğim ve hayal ettiğim başarıya ulaştı. Ve sanat hayatı yolundaki adımlarım hızlı bir koşu maratonuna dönüştü. Bu cesaretim ve heyecanımla uzun yıllar kendi şarkılarımı, yaşadığım ve özümsediğim tüm hikayelerimi, müziğim aracılığı ile sizlerle paylaşacağıma söz veriyorum.
3. Albümüm "şeffaf" Ocak 2002 tarihinde müzik marketlerdeki yerini aldı ve kendinden söz ettirmeyi de başarabildi. Bu albümde sırasıyla Unutursun ve Yakamoz isimli şarkılara klip çekildi. Unutmayın! Biz sanatçılar, sizlerle evrensel olan müziği paylaşmaktan büyük bir sevinç ve gurur duymaktayız. Böylesine özel bir yeteneği bahşeden Yüce Tanrı'ya binlerce teşekkürler.
4. albümüm '''Aşkların En Güzeli'' müzik kariyerimin bana bir hatırası olarak Eylül 2003'te çıktı. Çocukluğumun şarkılarını, günümüz sounduyla yeni jenerasyonlara taşımak, kaybolmaya yüz tutmuş 70'lerin Türkçe pop müziğinin asla kaybolmayacağını ve kaybolmaması gerektiğini kendime ve siz dinleyicilerime ispat etmek istedim.
Ve 5. albümüm Aşk Denizi … Aşk’a aşık olan ben, bu albümümde aşkın her halinden bahsettim. Herkes kendi aşkından bir parça bulacak. 9 aylık bir çalışma sonucunda ortaya çıkan 14 şarkının 13’ünün sözleri ve bestesi gene bana ait.Bu albümde ayrıca istedim ki bir albüm nasıl yapılıyor, hangi aşamalardan geçiliyor, müzisyen ile şarkıcı arasında nasıl diyaloglar oluyor bilinsin... Böylece ‘’Bir albüm hikayesi’’ VCD’si çıktı ortaya. Kaset kapağı için resim çekiminden tutun da stüdyo çalışmalarına kadar her şey var bu VCD’de.
alıntıdırr
|
|
|
|
|
8
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / hakan peker
|
: Temmuz 20, 2007, 06:33:09 ÖS
|
|
Hayallerinde, o gün de, bugün oldugu gibi, Michael Jackson'un "Thriller'i, John Travolta'nin "Grease"i gibi projelerin bas kahramani olmak vardi.
Önceleri dans ederek, Ingilizce sarkilar söylemeye basladi. Özellikle genç kizlar ona bayildilar. O da bu begeniden güç alarak ilk albümünü yapmaya karar verdi.
1989 yilinda ilk albümü piyasaya çikti. "Bir Efsane" ismini tasiyan albüm çok begenildi. Üzerinden 10 yili askin bir süre geçmesine ragmen, özellikle albüme ismini veren parça "Bir Efsane" best of çalismasinin da destegiyle hala ilgi görmeye devam ediyor.
1990 yilinda çikan "Camdan Cama"da, sanatçiya istedigi basariyi ve parayi getirdi. Albümlerinin elde ettigi basarunin ardindan, Hakan Peker kendi prodüksiyon sirketini kurarak hem kendi albümlerini bu sirketten çikarmaya basladi, hem de yeni sanatçilarin müzige kazandirilmasini sagladi.
Hakan Peker'in müzik dünyasina kazandirdigi sanatçilari sayacak olursak, su isimlere rastliyoruz; Burak Kut, Zafer Peker, Özlem Tekin, Ali Güven, hatta ve hatta Ayna Grubu'nun meshur Erhan Güleryüz'ü de ilk albümünü Hakan Peker'in destegiyle çikarmisti. "Hey Corc", "Amma ve Lakin" albümleri kendi sirketinden çikardigi ve kariyerini saglamlastirdigi albümler oldu.
1995 yilinda çikardigi "Atesini Yolla" albümü, onun farkli bir döneme girmesine de yol açti. Bu albümde sarkilarin klip yönetmenliklerini de üstlendi...
Bir röportajda, "Basaridan sikildim. Biraz basarisizligi deneyimlemek istiyorum," demisti. Ama görünen o ki Hakan Peker'in basarisizligi; basarisizligi deneyimleyememek.
Çünkü, son albümü "Illaki Hakan Peker"deki sarkilar yine çok söyleniyor ve albüm yine en çok satan albümler arasinda yer aliyor.
Yine bir röportajda, basariya giden yollari anlatirken sunlari söylemisti; " Herseyi, daha dansçiligim dönemimde, ince ince planladim. Her tasi uygun yere yerlestirdim ve uygulamaya basladim. Asla taviz vermedim. Her zaman duygularimin önüne mantigimi koydum ve sonunda basariyi yakaladim."
Hakan Peker basariya giden yolda, dostluklarin çok önemli oldugunun da bilincinde, sanat dünyasindan en siki dostlari ise, Eda- Metin Özülkü, Ercan Saatçi, Izel, Aykut Gürel, Ferda Anil Yarkin.
"Illaki Hakan Peker" albümünde, Hakan Peker'i en çok etkileyen sarki "Karam" olmus. Özellikle Özkan Ugur'un bu parçada yaptigi vokal onu derinden etkiliyormus. Hakan Peker için evlilik su siralar uzak bir ihtimal. Evlenmeyi düsünmedigini ama bu konuda büyük konusmanin, "kesinlikle" demenin yanlis oldugunun da bilincinde. Herseyi akisina birakmis. Sanatçi evliliklerinin uzun olmayacagi konusuna ise pek katilmiyor, "Sanatçi için evliligin sürmesi zor ama, imkansiz degil" diyor. Hakan Peker, medyatik asklari sevmiyor.Onun da hayalinde idealize ettigi bir kadin var. Ama bu kadin, fiziksel özellikleriyle degil, kisiligiyle onun hayallerinde yer aliyor. Hakan Peker'in ideallerindeki kadinin, özverili, dogal, uyumlu olmasi gerekiyor. Ayrica onun yaninda gölge gibi kalmamasi ve kisiligini ortaya koymasi da çok önemli.
Hakan Peker için dogallik çok önemli. Birlikte oldugu kadinlarda bu özelligi arayan sanatçi, kendisi konusunda da ayni özelligi uyguluyor. Konusmalarinda olabildigince dogal ve dobra. Fiziksel bakim konusunda da dogalliktan yana, "Benim için temizlik çok önemlidir. Ama bakim konusunda öyle özel ürünler kullanmam," diyor.
Su siralar ilk gençligini yasayan ogluyla da arasi çok iyi. 16 yasindaki bu genç adamla, babasi, birlikte çok iyi vakit geçiriyorlarmis. Balik tutuyor, futbol oynuyor, bol bol sohbet ediyorlarmis. Bu arada oglu, onun en siki hayranlarindan biriymis. Küçük Peker'in en büyük tutkularindan birisi ise basketbolmus.
Hakan Peker özellikle aileler tarafindan çok begenilen bir sanatçi. O ise, bu konuda söyle diyor; "Ben elektrigimi insanlara olumlu yansitmayi basarabiliyorum. Insanlarin yüreklerinde pozitif duygular uyandirabiliyorum. Aileler tarafindan çok sevildigimi hissedebiliyorum. Beni benimsiyorlar, göz önünde olmadigim zaman özlüyorlar. Ama su da bir gerçek ki hersey karsiliklidir. Ben de beni seven herkese söyle seslenmek istiyorum "Hepinizi çok seviyorum."
alıntıdırr
|
|
|
|
|
9
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / haluk levent biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:32:16 ÖS
|
|
26 Kasım 1968 yılında Adana'da doğdu. İlk ve ortaokulu Sabancı İlk Öğretim Okulu'nda okudu. Ortaokul sıralarındaki taklit yeteneği onu tiyatro çalışmalarına yöneltti. Liseyi Adana Atatürk Lisesi'nde okudu. Haluk Levent'in tiyatro faaliyetleri lise yıllarında da devam etti.
Liseden sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği'ni kazandı, bir yıl okudu fakat devam etmedi. Sonra Ankara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı'nı kazandı ancak yine bir yıl devam etti. İkinci yılında Orta Doğu Üniversitesi Fizik Bölümü'nü kazandı yine devam etmedi. Bu kez Ankara Üniversitesi Muhasebe Bölümü'nü kazandı ancak ısrarla yine devam etmedi ve son olarak Bilkent Üniversitesi Dil Öğretim'e kaydını yaptırdı.
Bu arada ticaretle de uğraşan Haluk Levent işlerinin iyi gitmemesi üzerine İstanbul'a geldi. Özellikle Ortaköy'de barlarda çalışarak geçimini sağlamaya çalışan Haluk Levent 1992 yılının sonlarına doğru ilk albümü "Yollarda Bulurum Seni" yi Nokta Müzik''e yaptı ve o albüm 600,000 adet sattı. Bu albümle birlikte tanınan Haluk Levent sayısız hayır konserine çıktı. Buradan elde edilen gelirlerle yüzlerce insana dializ ve solunum makinesi aldı. 1989 yılında çekte tahrifat suçu işlediği gerekçesiyle 9 ay 15 gün cezaevinde yattı. Cezaevi günlerinde kendisini sevenlerin yalnız bırakmadığını söyleyen Haluk Levent cezaevi çıkışından sonra konserlerine devam etti.
Albümleri satış rekorları kıran Haluk Levent askere giderken "Yine Ayrılık" adlı albümünü çıkardı. Bu arada çevreci özellikleri ile de bilinen genç sanatçı destek amacıyla 11 saat sahnede şarkı söyleyerek kırılması güç bir rekoru elinde bulunduruyor.
|
|
|
|
|
10
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / hepsi grubu biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:31:33 ÖS
|
|
CEMRE
1985’te İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü’nde ortaöğretim ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Klasik Bale eğitimine devam ediyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda beş yıl boyunca rol aldı Kargo' nun oyunculuk yaptı. Reklam jingle’ları seslendirdi. Özel şan ve piyano dersleri aldı. Zerrin Özer’in Rumeli Hisarı ve Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki konserlerinde vokal ve dansçı olarak sahne aldı.
EREN
1984’te İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü’nde ortaöğretim ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Modern Dans eğitimi görüyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda altı yıl boyunca rol aldı. Londra’da Urdang Dance Academy’de ve Budapeşte Dans Okulu’nda eğitim aldı. Dans grubu Dans@ ile Çin’de Türkiye’ yi temsil etti. Reklam jingle’ları seslendirdi. Zerrin Özer’in Rumeli Hisarı ve Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki konserlerinde vokal ve dansçı olarak sahne aldı. Britney Spears ve Michael Jackson gibi dünya yıldızlarıyla çalışan Selatin Kara’yla bir aylık workshop çalışması yaptı. Yıldızların Altında müzikalinde sahne almaya devam ediyor.
GÜLÇİN
1985’te İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü’nde ortaöğretim ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Modern Dans eğitimine devam ediyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda yedi yıl boyunca rol aldı. Reklam jingle’ları seslendirdi. Özel şan, piyano ve Hip Hop dans dersleri aldı. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk Korosu’nda yer aldı. Zerrin Özer’in Rumeli Hisarı ve Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki konserlerinde vokal ve dansçı olarak sahne aldı.
YASEMİN
1986’te İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü’nde ortaöğretim ve liseyi bitirdi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü’nde Klasik Bale eğitimini sürdürüyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda üç yıl boyunca rol aldı. Özel şan ve piyano dersleri aldı. Reklam jingle’ları seslendirdi. Tiyatro dersleri aldı. Zerrin Özer’in Rumeli Hisarı ve Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki konserlerinde vokal ve dansçı olarak sahne aldı.
|
|
|
|
|
11
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / emre altug biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:28:12 ÖS
|
|
14 Nisan 1970'de, sabah saat 8:30'da ailenin 2. oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Babası diş hekimi, annesi ise ev hanımı. Çocukluğu Levent ve Akatlar' da geçti.
İlkokulu Şair Behçet Kemal Çağlar İlköğretim Okulu'nda bitirdi. Eğitim hayatına Şişli Terakki Lisesinde devam etti.
Ortaokuldan itibaren tüm ilgisi koro, gitar ve tiyatroya yönelen Emre, liseden mezun olduktan sonra "Üstün Başarıyla" İstanbul Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümüne girdi.
90'lı yıllarda, dönemin ünlü sanatçıları olan Sezen Aksu, Nilüfer, Sertab Erener, Levent Yüksel gibi isimlerle vokalistlik yapmaya başladı. Vokallik yaptığı sırada tiyatrodan da uzak kalmayan Altuğ, o dönem 3 sezon boyunca Haldun Dormen tiyatrosu' nda çeşitli oyunlarda rol aldı 1998 yılında Topkapı Müzik'le ilk albümünü yapmak üzere anlaştı. İki yıl süren bir süreç sonucunda "İbret-i Alem" ortaya çıktı."İbret-i Alem"'in 1999 yılındaki başarısıyla beraber, Emre 100'den fazla konserde sevenleriyle buluştu. Şırnak, Silopi'de verdiği konserle ilk konser veren sanatçı ünvanını kazandı.
İlk albümünün ardından Mustafa Uğurlu ve Arzu Yanardağ'ın oynadığı "Asansör" filminde rol aldı. Ayrıca "Asansör" film müzikleri albümünde söz, müzik ve yorumu kendine ait olan şarkılarla yer aldı. Sonraları eski Türk filmlerinin yeniden çekilmesi projesinde rol alan sanatçı, "Ağaçlar Ayakta Ölür" ve "Halk Çocuğu" gibi filmlerde oynadı. 2000 yılı tiyatro sezonunda Haldun Dormen tarafından sahnelenen, başlıca rollerinde Perihan Savaş, Selçuk Yöntem, Bülent Kayabaş, Nilgün Belgün'ün yer aldığı geniş bir kadroya sahip olan "Bir Kış Öyküsü" müzikalinde oynadı.
Askerliğini 2001 yılında Zonguldak'ta yaptı. Askerliğinin ardından Aralık 2002 de vizyona giren "Kolay Para" adlı sinema filminde başrolü Mustafa Uğurlu ve Şebnem Dönmez'le paylaştı.
................alıntıdır...............
|
|
|
|
|
12
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / özcan deniz biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:26:50 ÖS
|
|
Fantezi müziğinin genç yorumcularından Özcan Deniz, 1972 yılında Ankara'da doğdu. Sanatçı, 1977 yılında ailesiyle birlikte Aydın'a yerleşti. Erken yaşta okumayı bıraktı ve müzikle uğraşmaya karar verdi. 13 yaşındayken İzmir'de şarkı söylemeye başladı ve 16 yaşında Antalyada şarkı söyleyerek tüm ailesini geçindirecek parayı kazanmaya başladı. 17 yaşında İstanbul'a geldi ve burada bir süre pavyonlarda çıktıktan sonra 18 yaşında Almanya München'e gitti. Yaşar Yağmur'la tanıştı ve böylece “Yine Ağlattın Beni” adını taşıyan ilk albümünü çıkardı. Almanya'da 3 yıl kaldıktan sonra İstanbul'a döndü. Burada Hilmi Topaloğlu ve Mahsun Kırmızıgül ile tanıştı.
İlk albümü olan"Meleğim" piyasaya çıktığında büyük tirajlara ulaştı. Sanatçı bunun dışında "Beyaz Kelebeğim" ve "Yalan mı" isimli albümlerinde de hedeflenen tirajlara ulaştı. Fakat askerlik nedeniyle müziğe 3 yıl ara verdi. Askerliğinin bitişinden sonra tekrar İstanbula gelerek albüm ve dizi çalışmalarına başladı. "Çoban yıldızı" ve "Aslan gibi" albümlerini çıkardı. Albüm çalışmlarının yanında televizyonlarda da oynayan sanatçı “Aşkım Dağlarda Gezer” dizisi ile oyunculuk hayatına başladı. 2002 yılında hem müzik hem dizi alanında büyük bir başarı yakaladı. Asmalı Konak dizisinde Ürgüp'ün en zengin ve en büyük ağası olan Seymen Ağa karakterini canlandırdı ve bu dizi Türk televizyon tarihinin en çok reyting alan dizisi oldu.
"Leyla" albümündeki şarkılarıyla da çok konuşulan sanatçı, 2003 yılında vizyona giren, senaryosunu Levent Kazak’ın yazdığı, aralarında Ali Poyrazoğlu, Yavuz!Bingöl, Pelin Batu, Özlem Tekin, Mehmet Günsür, Levent Kazak, Athena topluluğunun solisti Gökhan Özoğuz, Seray Sever gibi sanatçıların yer aldığı ve Çanakkale’de kısa dönem bedelli askerlik yapan birliğin başından geçen ilginç maceraları ve askerlik yaparken “gerçek hayatla tanışmalarını” konu alan “O Şimdi Asker” adlı sinema filminde başrol oynadı.
2007 senesinde de 'Hediye' isimli albümüyle tekrar sevenleriyle buluştu.
alıntı
|
|
|
|
|
13
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / candan erçetin biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:25:43 ÖS
|
|
10.02.1963 tarihinde Kırıkkale'de doğdu. Galatasaray Lisesi'nin ardından, İstanbul Üniversitesi'nde Klasik Arkeoloji okudu. 1976-1991 yılları arasında ise İstanbul Belediye Konservatuarı Şan Bölümü'nde öğrenim gördü. Profesyonel müzik yaşamı 1989 yılında başladı. Fransız müziği onu her zaman derinden etkiledi. İlk albümünün adı "Hazırım"dı. Bir dönem turizm ve organizasyon, prodüksiyon, promosyon ve menajerlik alanlarında çalışmalarda bulundu. Kol Düğmeleri isimli bir TV programında sunuculuk yaptı. Şu sıralar Galatasaray Lisesi'nde müzik öğretmenliği yapıyor. Sahne programlarında ağırlıklı olarak Fransız Chansonsları okuyor. Ama Türkçe İngilizce, İtalyanca, Almanca, İspanyolca, Yunanca şarkılar da repartuarında yer alıyor. Kendisini ençok üniversite öğrencilerinin dinlediğine inanıyor. Albümleri genelllikle ilk satışa çıktığında durgun bir tempoda satılırken, zaman içerisinde yükselişe geçiyor. "Yalan" şarkısının bir "ölüm" şarkısı olmadığını ısrarla vurguluyor ve bu şarkıyı dinleyen insanların sözlerin gerçek anlamını kavramalarını istiyor. Düşünürlerin, hayat öykülerini, sözlerinin toplandığı kitapları okumayı seviyor. Son albümünün adı "Elbette". 2000 Topkapı etiketiyle piyasaya çıkan albümde en dikkat çekici şarkılar albümün isim şarkısı " Elbette" ve bir Yunan çingene şarkısının uyarlaması "Söz Vermiştin". Çorbayı çok büyük kase şeklindeki kupalardan içmeyi seviyor. Bir kez evlendi. Ama şimdi evlilik fikrine pek rağbet etmiyor. Sıkı diyetler yerine, biraz kilo aldığını anladığında, mesela kemerinin deliği bir atlamışsa hemen yemeklerine dikkat etmeye başlıyor. Çıktığı tüm programalarda özellikle TV çekimlerinde şarkılarını mutlaka canlı olarak seslendirmek istiyor. Mete Özgencil'in yazdığı şarkı sözlerinden çok etkileniyor. Özellikle son albümünde yer alan "Arada Bir" in sözleri onun için çok özel anlamlar taşıyor
|
|
|
|
|
14
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / demet akalın
|
: Temmuz 20, 2007, 06:24:56 ÖS
|
|
Gölcük’te doğan Demet Akalın ilköğretim ve lise öğrenimini Gölcükte büyük başarıyla bitirdi. İlkokul yıllarında gazeteci yada öğretmen olma hayalleri kurardı, fakat o zamanki Üniversite sınavı şartları günümüze göre daha zor olduğu için hayalleri suya düştü. Ne yapıcam ne yapıcam diye düşünürken annesinin elinden tutmasıyla soluğu Yaşar Alptekin’in mankenlik kursunda aldı. 1990 yılında Mayo Güzeli seçildi .Ardından Neşe Erberk’te mankenlik yapmaya başladı. Büyük performansla mesleğini sürdürürken bir gün sesinin güzelliğinin farkına vardı ve mankenlikte zirvedeyken hadi birde şarkı söyleyeyim dedi ve en iyi gazinolarda dev isimlerin kadrosunda başladı yeni mesleğini icra etmeye...
Başardığını düşündüğü bir zamanda Hadi bir albümüm olsun dedi ve “ SEBEBİM ” adlı albümünü piyasaya çıkardı. İşler yolunda gitti yani başarıya bir başarı daha ekledi ve artık mankenliği bırakıp tamamen şarkı söylemeyi seçti. Daha sonra da “SENİN ANAN GÜZEL Mİ ?” dedi ve ilk single çalışmasını çıkardı. O ekstra senin bu ekstra benim derken artık sahnelerin bir parçası oldu. Sonra mı ? UNUTTUM dedi ve 3. albüm çalışmasını müzik severlerin beğenisine sundu. Uzun ve sıkı bir çalışma sonunda, nihayet beklediğimize değen radyolarda ve clublerde en çok istek alan albümü "BANANE" ile Türkiye'de hala konuşulmaya devam ediyor.
1,5 sene yeni albüm hazırlığı içinde olan Demet Akalın 2006 yılında ‘’Kusursuz 19 ‘’adlı albümüyle tekrar bizlerle birlikte. Albüm Seyhan Müzik etiketini taşıyor.19 şarkıyı bir cd’ye sığdıramadıkları için albüm 2 cd halinde çıktı. Demet Akalın ‘’Albümü dinleyenler hem oynayıp,hem de ağlayacaklar’’
|
|
|
|
|
15
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / zeynep dizdar
|
: Temmuz 20, 2007, 06:23:53 ÖS
|
|
Zeynep Dizdar 1997 yılında "Yolun Açık Ola" isimli albümü ile müzik dünyasına merhaba demişti. Aynı albümün hit şarkısı olan "Vazgeç Gönül" ile kulaklarımızda ve kalplerimizde yer etti. "İlle de Sen" isimli yeni albümü ile müzikseverlerle buluşan Zeynep Dizdar, yeni albümünde Ümit Sayın şarkılarına yer verdi.
|
|
|
|
|
16
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / mor we otesii biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:22:22 ÖS
|
Mor ve Ötesi 1995 yılının Ocak ayında Kerem Kabadayı, Harun Tekin, Derin Esmer ve Alper Tekin tarafından kuruldu. Kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü aynı yılın Ağustos ayında Stüdyo Spectrum'da kaydeden grup, 1996'nın Ocak ayında çalışmaya son halini verdi ve "Şehir", 1996'nın Haziran ayında piyasaya çıktı. Grubun ilk video klibi 'Yalnız Şarkı', farklı tarzıyla büyük ilgi çekti. 1997 yılı grup adına önemli gelişmelere sahne oldu. İstanbul dışındaki ilk konserini ODTÜ'de veren Mor ve Ötesi'nde ilk eleman değişikliği de bu yıl gerçekleşti ve Burak Güven, Alper Tekin'in yerine gruba dahil oldu. Şubat 1998'den itibaren Captain Hook'ta ilk düzenli bar programını yapan mor ve ötesi, bir yandan da yeni albümünü hazırlıyordu. Ada Müzik Stüdyosu'nda Volkan Gürkan'la beraber kaydedilen "Bırak Zaman Aksın"ın ardından Derin Esmer gruptan ayrılırken Kerem Özyeğen gruba katıldı. Albüm 1999 Mart ayında Ada Müzik tarafından yayınlandı. 1999 yılının Ağustos ayına gelindiğinde grup bir Bülent Ortaçgil bestesi olan 'Sen Varsın' üzerinde çalışıyordu. Tam o günlerde benzersiz bir felaketle karşılaştı Türkiye. 17 Ağustos'tan sonra, herkes gibi, grup da bir süre kendine gelemedi. 2000 yılının başlarında mor ve ötesi ülke çapındaki nükleer karşıtı kampanyaya destek verdi. Bu destek hem konserlerle, hem de zamanın Cumhurbaşkanı'na canlı yayında yöneltilen bir soruyla sürdürüldü. Akkuyu'ya nükleer santral kurulması büyük bir toplumsal uzlaşma sonucu engellendi. 16 Haziran'daki H2000 müzik festivalindeki konser çok başarılı geçti, Temmuz ayında ise grubun 'Sen Varsın'la katıldığı "Şarkılar Bir Oyundur" adlı Ortaçgil'e saygı albümü yayınlandı. mor ve ötesi üçüncü albümünün kayıtlarına girmeden önceki en önemli performansını 16 Aralık'ta Hilton Convention & Exhibition Center'da Placebo'nun ön grubu olarak gerçekleştirdi. Üçüncü albüm "Gül Kendine"nin kayıtları, 27 Aralık günü Volkan Gürkan prodüktörlüğünde Ada Müzik Stüdyosu'nda başladı, ve albüm 2001 Aralık ayında piyasaya çıktı. Grubun resmi web sitesi Linki Görebilmek için Üye Olunuz veya üye iseniz Giriş Yapınızwww.morveotesi.com da aynı ay içerisinde faaliyete geçti. 2002 Nisan ayında mor ve ötesi ilk Türkiye turnesine çıktı. İzmir, Denizli, Bursa, Adana, Antalya ve Antakya'yı kapsayan bu turne, Fil Yapım'la başlayan uzun soluklu bir işbirliğini müjdeliyordu. 2 Temmuz 2002 akşamı H2000'de Mor ve Ötesi tarihinin en başarılı konserlerinden birini verdi. Çeşitli basın yayın organlarınca görsel ve işitsel bir şölen olarak nitelenen performansa yaklaşık 5000 kişi tanıklık etti. 2003 yılı dünyanın gördüğü en görkemli muhalefet dalgasıyla başladı. Yaklaşan Amerikan saldırganlığına karşı ses çıkaran milyonlara mor ve ötesi de sanatçı dostlarıyla birlikte katıldı. Grubun bestelediği ve Aylin Aslım, Athena, Bülent Ortaçgil, Feridun Düzağaç, Koray Candemir, Nejat Yavaşoğulları ve Vega ile birlikte seslendirilen 'Savaşa Hiç Gerek Yok' adlı parça, savaş karşıtı hareketin marşlarından biri oldu ve 1 Mart 2003 günü Ankara'da 100.000 kişiyle birlikte söylendi. 2003 Mayısı'nda mor ve ötesi "Yaz" isimli bir single yayınladı. Bu single'da yer alan Şehrazat bestesi 'Yaz Yaz Yaz' yaza damgasını vururken, grup Fanta Gençlik Festivali kapsamında 17 kenti kapsayan bir turne gerçekleştirdi. Sonbaharla birlikte dördüncü albüm çalışmalarına hız verilirken, grup bir yandan da Çağan Irmak'ın "Mustafa Hakkında Her şey" filminin müziklerini hazırladı. Ocak 2004'te "Dünya Yalan Söylüyor" için stüdyoya giren grup, çalışmalarını Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde hızla sonuçlandırdı ve albüm 30 Nisan Cuma günü Pasaj Müzik etiketiyle yayınlandı. Albümün ilk video klibi için Mustafa Hakkında Her şey filminde de kullanılan 'Bir Derdim Var' adlı parça seçildi. İkinci video klip ise 'Daha Mutlu Olamam' ve 'Yaz Yaz Yaz' kliplerini de yöneten Mahir Akyol tarafından 'Cambaz' isimli parçaya çekildi. Fikret Kızılok'un 'Sevda Çiceği' adlı şarkısına grubun getirdiği yorum albümün başarısını perçinlerken, Mustafa Hakkında Her şey filminde de yer alan, albümün üçüncü single'ı "Bir Derdim Var", Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Film Şarkısı' seçilerek Altın Portakal ödülünü aldı ve hem dinleyiciler hem de müzik otoriteleri tarafından yılın şarkısı olarak değerlendirildi. Bu başarıyı, oldukça yoğun ve kapsamlı bir konser ve turne trafiğiyle destekleyen grup, müziğini yurt çapında büyük kitlelerle paylaşma şansı buldu. Bu konserler arasında Bostancı Gösteri Merkezi ve Harbiye Açıkhava Tiyatrosu performansları, istisnai işitsel/görsel yapıları ve yüksek seyirci katılımıyla öne çıktı.
|
|
|
|
|
17
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / manga biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:21:34 ÖS
|
|
maNga'nın albüm macerası 2002 yılının Ocak ayında Ferman'ın telefonla tüm grup arkadaşlarını arayıp “Toplanıp konuşalım bir yarışma varmış ” demesiyle başladı. Bu telefon konuşmasının onları albüm sahibi yapacağına ihtimal vermedikleri gibi uzun yıllar müzikle ilgili hayalini kurdukları şeylerin gerçekleşeceğini birisi söyleseydi; tahminen; imkansız olduğunu düşüneceklerdi...
maNga ilk olarak Yamyam'ın barlarda “cover” parçaları yorumlayıp eğlendikleri gruptan istediği müziği yapamamasından dolayı yolunu ayırması ile 2001 sonlarına doğru şekillenmeye başladı.O'nun en büyük hayali kendi parçalarını çalmaktı, ve belki de bu olay onun hayatında yeni bir başlangıca sebep olacaktı. Artık yeni grubunun yapısını kafasında oturtmuştu. Yepyeni bir oluşumun parçası olmalıydı ki; fark yaratarak hayallerine koşabilsin. Rock müzikle elektroniği, sert gitar riffleriyle rap vokalleri birleştirmek istiyordu. Bunu üniversiteden okul arkadaşı olan Orçun ile paylaştı ve O’nun da katılmasıyla maNga'nın tohumlarını atmış
alıntıdırrr
|
|
|
|
|
18
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / tarkan biyografisii
|
: Temmuz 20, 2007, 06:20:16 ÖS
|
|
Tarkan, 17 Ekim 1972’de Almanya'nın Alzey kasabasında, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Müzik aşkı daha 3 yaşlarında başlayan Tarkan, 6. sınıfa geçerken, 14 yaşında Türkiye'ye döndüğünde, müziğe duyduğu bu büyük ilgi onu lise eğitiminin yanısıra Türk Sanat Müziği dersleri almaya yöneltti. 1990 - 1992 yılları arasında devam ettiği Üsküdar Musiki Cemiyetinde, kendisini müzik dünyasına katılma konusunda cesaretlendiren, Türkiye'nin saygın bestekarları ile çalışma fırsatını buldu.
Lise yılları bitip, üniversite sınav sonuçları açıklandığında Almanya'ya dönüş kararı alan Tarkan'ın, tam bu sırada Mehmet Söğütoğlu ile tanışması kaderini büyük ölçüde değiştirdi ve müzik dünyasına profesyonel anlamda girişinin temellerini atan ilk albümü "Yine Sensiz", 1993 yılında İstanbul Plak tarafından çıkarıldı. Konserleriyle ilk olarak sevenleriyle buluşan Tarkan kısa sürede 700 bin albüm satarak müzik piyasasına sağlam bir temel attı. Tarkan ikinci albümünün hazırlık aşamasında, Türkiye'nin en önemli seslerinden Sezen Aksu ile tanıştı. Müzikal anlamda ilk kez buluşan iki sanatçının çalışmaları sonucunda "Şıkıdım" şarkısı ikinci albüme dahil oldu.
1995 yılında çıkan ikinci albümü "Aacayipsin" ile Türkiye ve Avrupa'da tam 74 konser verdi. Bu konserlerin 25 tanesi, o ana kadar ulusal çapta gerçekleştirilen en büyük sponsorlu turne kapsamında, Tarkan'ı Türkiye'nin farklı illerinde yaklaşık 750 bin seyirci ile buluşan stadyum konserleriydi. Bunlarla birlikte Tarkan çok önemli bir başarıya daha imzasını attı ve albüm 2.5 milyona yakın sattı.
Bunun ardından dil eğitimi almak üzere New York'a gitti. Bu dönemde tanıştığı Ahmet Ertegün ve Atlantic Records'la yeni projeler üzerinde çalışmaya başladı.
1994 - 1997 yılları arasında İsviçre, Hollanda ve Almanya'da toplam 12 şehri kapsayan 3 büyük Avrupa turnesine çıktı. 1995 yılında New York Palladium'da verdiği konser, Türkiye'de canlı yayınlandı.
Tarkan, 1997 yılının Temmuz ayında, üçüncü albümü "Ölürüm Sana" ile müzik dünyasında yine bir Sezen Aksu parçasıyla büyük bir çıkış yaptı. Bu albüm için yaklaşık 2 yıl boyunca hazırlanan Tarkan, Sezen Aksu’nun da katkılarıyla istenilen başarıya ulaştı ve ilk kez uluslararası müzik sektöründe kendini tanıttı. Üçüncü albümüyle tüm dünyaya sesini duyuran Tarkan’ın bu albümü 3.5 milyon sattı.
Tarkan bu başarının ardından hiç ara vermeden konserlere başladı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalya’da verilen stadyum konserlerini, 10 ili daha kapsayan bir Türkiye turnesi izledi.
Güney Amerika'da verdiği konserlerde, seyirci Tarkan'a şarkılarında eşlik ederek büyük bir coşkuyla izledi.
Tarkan, yine 1997'nin Aralık ayında bu kez 17 ayrı şehirde 18 konserden oluşan yeni bir Avrupa turnesine çıktı.
Bu sırada, sanatçılarla yapılan çalışmaların albüm ve kliplerle sınırlı kalmaması vizyonu ve kendine ait bir müzik prodüksiyon şirketine sahip olma hedefi, Hitt Müzik projesinin çıkış noktası oldu.
1998'de ise İstanbul Plak'ın, "Ölürüm Sana" albümünün Avrupa'daki lisans haklarını ünlü Fransız firması Polgram'a devretmesi ile Tarkan'ın Avrupa'daki tanınırlığı önemli ölçüde arttı.
Böylece Tarkan, başta "Şımarık" single'ı olmak üzere, "Ölürüm Sana" albümü ile tüm Avrupa’ya Türkçe şarkı söyletmeyi başardı. Ve yine aynı albümle, Meksika'da Platin, Fransa, Hollanda, Almanya, Belçika, Lüksemburg, İsveç ve Kolombiya'da da Altın Plak ödülleri kazandı.
1999 yılının baharında başlayan ve Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Danimarka, Avusturya, Portekiz, Ukrayna, Fas, Avustralya ve Tunus gibi pek çok farklı ülkeyi kapsayan bir başka turne ise, aynı yılın yaz aylarında son buldu.
2000 yılının Şubat ayında askerliğini yapmak üzere Türkiye'ye dönen Tarkan, teslim olmadan hemen önce 14 Ocak'ta, 17 Ağustos depreminde zarar görmüş depremzedeler yararına İstanbul Mydonose Showland'de Türkiye’de ilk kez özel bir ses ve ışık sisteminin kullanıldığı bir konser verdi.
Dünya çapında bir sanatçı olmasıyla, sorumluluğunu daha da artan Tarkan, askerlik dönüşünde yeni albümünün çalışmalarına iyice hız verdi. 2 yıl süren titiz çalışmaların ürünü olan "Karma" albümü, Amerika, Fransa ve Mısır'daki stüdyolarda kaydedildi ve Mayıs 2001'de Kuzu Kuzu single'ı 5 değişik versiyonuyla tüm müzik marketlere sunuldu.
"Kuzu Kuzu"nun hemen ardından Ağustos ayı başında çıkan Karma albümü, 7 Ağustos'ta İstanbul'da başlayan bir konserler zinciri ile seyircisi ile buluştu. "Dudu"yu 2003 yılında sevenlerine sundu.
|
|
|
|
|
19
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / gülşen
|
: Temmuz 20, 2007, 06:19:23 ÖS
|
|
İlk albümünü 1996 yılında çıkaran başarılı sanatçı bir yıl sonra Türk Pop Müziğinde en iyi kadın vokal ödülünün de sahibi oldu.
29 Mayıs 1976'da İstanbul'da doğdu.
İlk orta ve lise öğrenimini tamamladıktan sonra İTÜ Türk Müziği Bölümü'ne girdi.
Bu arada barlarda şarkı söylemeye başlayan Gülşen, Özkan Turgay'la tanıştı.Zaten Özkan Turgay ile tanışması da onun için belki de hayatının en büyük olayı idi.
İlk albümü " Be Adam'ı " 1996'da Raks Müzik'ten çıkaran Gülşen iyi bir çıkış yakalamıştı.Fakat bu çıkışın ardından bir süre sonra Gülşen müzik yaşamına 3 sene kadar bir ara verdi. Tam elini ayağını müzik piyasasından çekti derken 1999'da Prestij Müzikten "Erkeksen" adlı albümünü çıkardı.
Ve bu olaya ben başta olmak üzere tüm Gülşen severler sevindi. Fakat yine bir 3 sene kadar ara verdikten sonra "Şimdi" albümü ile yeniden güzel bir çıkış yakaladı.Fakat istediği başarıyı elde edemedi.Şu an son çıkardığı albümde ise "Of...Of..." dedi ve bence bu sefer beklediğinden fazlasını elde etti. Sonsuz başarılar Gülşen ile olsun...
|
|
|
|
|
20
|
»Müzik Dünyası« / Sanatcı Biyografileri ve Resimleri / levent yüksel biyografi
|
: Temmuz 20, 2007, 06:18:12 ÖS
|
|
21 Ekim 1964 tarihinde Antalya'da, Antalya doğumevinde dünyaya gelmişim. Yani tipik bir Terazi burcuyum, sanatçı ruhlu, güzel olan herşeyi seven ve duygusal biriyim. Sanata olan düşkünlüğüm daha çocuk denecek yaşlarda kendisini göstermiş, hatta hatırlayabildiğim kadarıyla 5 yaşlarında bir kemanım vardı.
O kemanı gitar şeklinde tutar çalar, ütünün kablosunu kendime mikrofon niyetine tutup şarkılar söylerdim.
İlkokulu Özel Antalya İlkokulunda, ortaokulu ise yine Antalya Hızırreis Ortaokulunda okudum. O zamanlar az miktarda bağlama, birazcık daha fazla da gitar çalardım. Daha sonraları ilk müzisyenlik denemelerine giriştim ve bir düğün salonunda gitar çaldım. Ve bu sırada (Antalya Lisesinde okurken) müzisyenlik işine iyice ısınmışken "ben müzisyen olucam...ve bu işin merkezi İstanbul !!!" diyerek İstanbul'a attım kendimi. Şimdiki adıyla İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı olan (o zamanki adıyla Belediye Konservatuarı) kontrbas bölümüne girdim. Bu sırada sırasıyla Zeynepkamil'de Ceylan düğün salonu, Etap Marmara, Astorya gece klübü ve şu anda hatırlayamadiğim bir çok gece klübünde bas çaldım ve bu arada birçok sanatçıya eşlik ettim...
Veee askerlik geldi... Acemi birliğimi Denizli Çavuş Talimgah Taburunda yaptıktan sonra dağıtımım Ankara Silahlı Kuvvetler Armoni Mızıkası Komutanlığına çıktı.( tabii ki tesadüf değildi...) Askerliğim esnasında hiç izin kullanmayarak 18 aylık askerlik görevimi 17 ayda tamamladım.
Bu 17 aydan sonra İstanbul'a döndüğümde bir gece klübünün açılışı dolayısıyla kurulan dans müziği orkestrasında çalışmaya başladım. Bu önemli grubun üyeleri şöyleydi: Aşkın Arsunan-Keyboards, Vocals; Ercan Esendağ -Gitar,Keyboard; Ahmet Altuğ-Davul; Orhan Topçuoğlu-Percussion; Fatih Erkoç-Trombon,Keyboard,Vocals; Sertab Erener-Vocal ve ben Bas,Vocal. İki sene bu grupta çalıştıktan sonra sevgili Sezen Aksu'yla tanışmak şerefine nail oldum. Nasıl tanıştığım hep sorulmuştur bana,bir kez daha burada anlatmak isterim...
Bir gün Aykut Gürel beni aradı, "Sezen Aksu'nun çok acele sana ihtiyacı var...Yarın provaya gel." dedi. Saat 13.30 civarında Caddebostan Maksim gazinosunda Sezen'le tanıştım (tabii ki daha önce de tanıyordum) bana Harun'un (Kolçak) rahatsızlandığını bu yüzden basçı lazım olduğunu onun için de Aykut'u bulduklarını söyledi. O zamanlar cok meşhur olan bir parçayı Harun'la birlikte söylüyorlarmış, bu parçayı benimle birlikte söylemek istermiş,"Eğer becerebilirsem...?". Parça Aşkın Nur Yengi'nin ilk albümündeki "Geri Dönmek"miş. Parçanın melodisini biliyordum ancak sözlerini hatırlayamıyordum. (Sözleri halen ezberleyemiyorum).
Gece geç vakitte yattığım için yataktan kalkıp provaya gitmiştim. Onno parçaya girdi, ardından Sezen ve benim parçaya gireceğim bölüme geliverdi. Ben sabah sabah bu ses benden çıkmaz dediysem de parçaya girmis bulundum. Surat ifadelerini görmenizi isterdim, acıklı acıklı Onno Sezen'e,Sezen de Onno'ya baktı. Ben israrla gece sesim yerine gelir diye parçayı katlediyordum. Akşam oldu, Sezen birlikte söyleyeceğimiz parçaya girdi. Ben heyecandan dizlerimin bağı çözülerek Sezen'in yanında duruyordum. Arkada Yonca Evcimik elinde kocaman yazılmış sözlerle bana bakıyordu. Ve nihayet bana sıra gelmişti...Ve ben.... Gerisini biliyorsunuz zaten....
Ve birinci kasetim Med-Cezir için sevgili Uzay'la çalışmaya başladık. Üç (3) ay kadar evde çalıştıktan sonra stüdyoya girdik. Bir üç ay da stüdyo çalışması sürdü. Sonra kasetim hazırlandı ve 21 Mart 1993 tarihinde piyasaya sunuldu. Haziran ayının başlarına kadar öylece raflarda durdu kasetim... Ondan sonra ne olduysa (hala çözemedim) birden bire kasetim yok satmaya başladı.
Daha sonraları Sezen'le ve,veya Sertab'la birlikte sahne çalışmalarımız oldu. Dikkat ettiyseniz o dönemde benim hiç yalnız konserim olmadı. Çünkü sadece bir kasetim vardı ve takriben 45 dakika sürüyordu... Bütün bunların yanı sıra anneannemi kaybettim; Sertab üç adet ameliyat oldu ve sevgili Uzay'ımızı kaybettik. İşte tam bu sırada artık vücudum dirençsiz kaldığı için beynimden virutik bir rahatsızlık geçirdim. 1.5 ay hastanede yattıktan sonra 3 ay evime kapandım. Takip eden 2.5 ay süresince de doktor kontrolü altındaydım. Bu kendimi soyutladığım dönemden sonra ilk kez Fahir Atakoğlu Açıkhava Konseri'nde sahne aldım.
Onno'yla ikinci kasetim icin stüdyo'ya girdiğimiz tarih 7 Kasım 1995. "Levent Yüksel'in 2. Kaseti" 19 Ocak 1996 tarihinde piyasaya sunuldu. 21 Ocak 1996 tarihinde değerli Onno Tunç'u toprağa verdik. Ardından nihayet solo konserlerim olmaya başladı. İlk önce Bostancı Gösteri Merkezinde sahneye attım kendimi...Laf aramızda çok heyecanlandım ve konser boyunca hiç konuşmadığımı hatırlıyorum. Çeşitli sahne çalışmaları, konser ve turneler oldu ve olacak…
14 Temmuz 1997 tarihinde "Bi' Daha" Single'ını çıkarttım ve olanlar oldu. Bu sefer raflarda hiç beklemedi ve ulaşılması imkansız görünen bir satış rakamına ulaştı. Bu şarkı Türk halkı tarafından o kadar çok sevildi ve ilgi gördü ki maçlara slogan ve televizyon programlarına isim oldu.
3 Nisan 1998 tarihinde 3. Albümüm olan "Adı Menekşe"yi yaptım. Yine Sezen Aksu'nun prodüktörlüğünü üstlendiği bu çalışmada aranjör Aşkın Arsunan'dı. Bu albüm sonrasında Türkiye'nin dört bir yanında çeşitli konserle verdim ve inanılmaz eğlenceli bir turne yaşadım.
Kasım 1998 itibari ile herşeye ara verdim ve stüdyoya kapandım. Bu sefer, Sezen'in üstünden prodüktörlük yükünü alarak, kendi albümü tamamen kendim yapmaya başladım. Tabii ki her daim Sezen'e danışmayı ihmal etmedim ve o zaman anladım ki prodüksiyon yapmak çok ama çok zor....Tam 2 yıl sürdü ve "Aşkla" albümü geldi. Hem satış olarak hem de dinleyicilerimden aldığım tepkilere dayanarak çok başarılı bir albüm yaptığımı düşünüyorum. Sezen Aksu, Aysel Gürel, Bülent Ortaçgil, Mirkelam ve Ümit Sayın gibi çok takdir ettiğim ve sevdiğim insanlarla çalışma şansına sahip oldum. Çeşitli klüp programları ve konserler bu albümle beraber hızlandı ve daha bir keyifli olmaya başladı.
O dönemlerde Sertab Erener ile beraber yine, yeniden ! beraber sahne almaya başladık. Gece klüplerinde ve çeşitli konserlerde çok güzel programlar yaptık. Ben şahsen çok eğlendim, galiba seyirciler içinde aynı şey geçerliydi ki çünkü hala bu özel gösteriye çeşitli zamanlarda devam ediyoruz. Bu arada, bir sezon boyunca Sezen'in orkestrasında bas çalıp, onunla beraber konserlere katıldım. Ah, o kadar güzeldi ki... Çok mutlu bir şekilde Sezen'in arkasında bas çaldım, vokal yaptım, hopladım ve zıpladım ...!!
Yıl 2002 olunca yeni albüm zamanı deyip, yine çalışmalar başladı.
|
|
|
|
|