logo Muhtesem Cicek Resimleri
+ RaKiPSiZFoRuM.CoM | Rakipsiz Paylasim Platformu | Rakipsiz Forumun Rakipsiz Adresi » 
»Kültür, Sanat, Eğitim ve İslamiyet «
 » Türk Tarihi Hakkında (Osmanlı, Selçuklu.) (Moderatör: YoK)
 Osmanlı tarihinin en şanssız hükümdarı

Kullanıcı Adı: Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Osmanlı tarihinin en şanssız hükümdarı
Cevap SayısıCevap Sayısı: 2 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 326 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Yeni Anket
Gönderen Konu: Osmanlı tarihinin en şanssız hükümdarı  (Okunma Sayısı 326 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : Mayıs 11, 2007, 04:55:25 ÖS »
Üye Profili
runilk

Yeni Üye
*


Konu Sayısı:4
Mesaj Sayısı: 8

Cinsiyet: Girilmedi
Nerden: Girilmedi

Rep Puanı: 0



Üyelik Bilgileri
Durumum:


Vatanını seven biriydi
Bülent Ecevit'in son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin'in 'vatan haini' olmadığını söylemesi ile başlayan tartışmalar devam ediyor. Vahdettin konusunda ak-kara şeklinde ortaya çıkan görüşler dışında orta yolu takip eden tarihçiler ve aydınlar da var. Ancak ağırlıklı görüş Vahdettin'in kesinlikle vatan haini olmadığı yönünde...


Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin hakkında söyledikleri bir anda gündemi değiştirdi. CHP ve DSP eski lideri Ecevit'in görüşleri şaşkınlık meydana getirdi. Ecevit'in Vahdettin'in vatan haini olmadığını söylemesi, resmi tarih tartışmalarını da yeniden canlandırdı. Vahdettin konusunda ak-kara şeklinde ortaya çıkan görüşler dışında orta yolu takip eden tarihçiler ve aydınlar da var. Vahdettin hakkında resmi tarihi ve Nutuk'u dayanak alanlara göre durum tartışılmayacak kadar açıktır; "Vahdettin şahsi çıkarları için düşmanla işbirliği yaptı, Milli Mücadele'ye savaş açtı, haindir." Vahdettin Olayı'na çeşitli boyutlardan bakmayı tercih eden orta yolcu tarihçi ve aydınlara göre Vahdettin hatalı bir siyaset izlemekle birlikte vatan haini değildir. Prof. Dr. Murat Belge de fikirleri yüzünden Vahdettin'i vatan haini ilan etmenin yanlış olduğunu söyler.

Hainlikle suçlamak haksızlık

Prof. Mete Tuncay Vahdettin'in siyasi anlamda yanlış işler yapmış olabileceğini, ancak hainlikle suçlamanın da haksızlık olduğu görüşündedir. Tunçay, "Hain olması için en azından karşılığında bir şeyler alıp satması gerekir. Vahdettin'in bir şey alıp sattığını kimse söyleyemez herhalde. Bu, cumhuriyetin kuruluş dönemi koşulları öyle gerektirdiği için dolaşıma sokulan bir söyleyiştir. Bugün artık bu meselelere çok daha soğukkanlı bakabilecek ve şefkatle yaklaşabilecek durumdayız" derken, Prof. Mim Kemal Öke'ye göre Vahdettin ne haindir ne de Milli Mücadele'yi başlatan gizli kahramandır.

Vahdettin'in Saray'a yakın bazı çevrelerin baskı ve telkiniyle Atatürk'ü Anadolu'ya gönderdiğini belirten Öke, "Vahdettin Atatürk'ün ne yapacağını da biliyordu, buna rağmen bu projeye onay ve maddi destek verdi. Atatürk'ün idam fermanını onaylaması ise tamamen İngiliz baskısının bir sonucudur" diyordu. Prof. Dr. Şerafettin Turan ise Ecevit'in başlattığı tartışmaların fayda sağlamayacağını ifade ederek, "Şahbaba diye kitaplar da var, Vahdettin'i öven. Necip Fazıl da Vahdettin'e 'vatan kurtaran' diyor. Vahdettin için Kurtuluş Savaşı için '40 bin altın verdi' diyenler var. Belgeler ortada olduğu halde, 30 yıldır tartışılıyor. Vahdettin de, İngilizlerin kucağına atlayarak memleketi kurtarmak istemiş. Anlaşılan yöntemi farklıydı. Şimdi Türkiye'de Osmanlı'yı göklere çıkarma modası var. Bence Osmanlı'nın hatası, sevabı tarihe göçmüştür. Geçmişi överek orada yaşamaya olanak yok. Bu tartışma Ecevit'e bir şey getirmese bile memlekete zarar getirir. Ecevit bunu yazdığı anda beni karşısında bulur" demeyi tercih ediyordu.

"Vatan dostu olmasa bile konu tartışılmalı"

Star gazetesi yazarlarından Halit Kakınç da Sultan Vahdettin'e olumlu bakmadığını ifade etmekle birlikte resmi tarihin eleştirilmesine taraftardır. Bülent Ecevit'in sözleri üzerine başlayan tartışmalara dahil olan Kakınç, Necip Fazıl'ın yasaklı kitabından Vahdettin'le ilgili iddiaları alıntılayarak sıralar. Bu alıntılarda Vahdettin'in Atatürk'e Milli Mücadele'yi başlatması için para yardımı yaptığına ilişkindir.

Kakınç, "Son Osmanlı padişahı ile ilgili olarak Ecevit'in başlattığı tartışmanın bugüne uzanan temel kaynağı bu söz konusu kitap hâlâ yasak. İddiaları her ne olursa olsun, tüm yasaklara karşı bir insan olarak, bu kitaptan bazı pasajlar aktaracağım. Tartışmayı, bu aktarmaların ardından, somut veriler üzerine daha sağlıklı biçimde yürütürüz" diyordu. Kakınç bir başka yazısında da yine Necip Fazıl'ın kitabını kastederek, "Ben, son Osmanlı padişahı hakkındaki görüşlerimi yazdım. Vatan dostu olduğu görüşüne katılmıyorum. Fakat böyle bir kararı da yüz kızartıcı, utanç verici buluyorum. Gelin şu kararı kaldırın. İddiayı ilk kaynağından okuyalım. Katılalım veya katılmayalım, ama seviyeli bir biçimde tartışalım" diyordu.

İlk itiraz Necip Fazıl'dan gelmişti

Sultan Vahdettin olayı daha önceki dönemlerde de gündeme geldi, tartışıldı. Kuşkusuz böyle bir tartışmanın gündeme gelmesinde merhum Necip Fazıl Kısakürek'in büyük bir katkısı var. Resmi teze aykırı olarak bu konuda ilk kitap 1968'de Necip Fazıl tarafından yayınlandı. Necip Fazıl'ın büyük gürültü koparan kitabı ilk olarak 1968'de Bugün gazetesinde tefrika edildi, ardından Toker Yayınları tarafından, "Vatan Haini Değil, Büyük Vatan Dostu Sultan Vahidüddin" adıyla neşredildi. Necip Fazıl kitabında resmi tarih tezine aykırı olarak Sultan Vahdettin'in Milli Mücadele'yi desteklediğini, Mustafa Kemal Paşa'ya bu konuda önderlik etmesi için yüklü miktarda para yardımı yaptığını öne sürdü. Necip Fazıl'ın Vahdettin'i aklayan kitabının başına bir sürü iş geldi, defalarca toplatıldı, dava açıldı, beraat etti. Kitap hala yasaklılar listesinde. Necip Fazıl'dan sonra Sultan Vahdettin hakkında neşredilen ikinci kitap Sultan Vahdettin'in yaverlerinden Tarık Mümtaz Göztepe'ye ait. Vahdettin lehindeki kitap 1978'de İki cilt olarak yayınlandı. Kitabı, "Osmanoğullarının Son Padişahı Vahideddin Mütareke Gayyasında" ve "Osmanoğulları'nın Son Padişahı Vahideddin Gurbet Cehenneminde" ismiyle Sebil Yayınları bastı. Göztepe'nin kitabı Vahdettin'in sürgün hayatını içerdiği için ilk önemli kitap. Ancak bu konudaki asıl belgesel çalışma Murat Bardakçı'nın Şahbaba'sı oldu.

ATATÜRK'Ü DESTEKLEMİŞTİ

Osmanlı Araştırmaları Vakfı Başkanı tarihçi Prof. Ahmet Akgündüz de "Vahdettin hain miydi? tartışmalarına Zaman gazetesine verdiği bir görüşle katıldı. Akgündüz, 1922'den sonra Vahdettin hakkında söylenen hiçbir ithamı tarihsel kaynak olarak kabul etmediğini belirterek, "Siyasi demeçler belge olmaz. Vahdettin çok iyi yetişmiş bir diplomattır. Vatanı için hayatını, sülalesini feda etmiştir" diyordu. Akgündüz, Vehbi Vakkasoğlu'nun da "Son Bozgun" adlı kitabında yer verdiği Fevzi Çakmak kaynaklı bir iddiaya atıfta bulunarak, "Anadolu'da kurtuluş hareketi başlatmak için Osmanlı Genelkurmayı Erenköy'de günler süren toplantı yapıyor. 'Kimi bu işle görevlendirelim' tartışması yapılıyor. Burada çıkan isimlerden biri Mustafa Kemal. Neticede karar Mustafa Kemal lehine veriliyor. Bunu 19 Mayıs'tan 3 ay önce söylüyorlar. Heyet Vahdettin'e giderek kararı iletiyor. Mustafa Kemal'in cumhuriyetçi olduğunu, saltanatı yıkıp kendisini devirebileceğini de söylüyorlar. Vahdettin ise 'Vatan ve millet tehlikede. Vatanım kurtulsun da kim neyi kurarsa kursun. Getirin Mustafa Kemal'i görüşmek istiyorum' karşılığını verir" diyordu.

İç şavaş çıkmaması için vatanını terketti

Bülent Ecevit'in gündem yaratan sözlerinin ardından tartışmalara katılan Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. İlber Ortaylı da Vahdettin'in hain olarak nitelendirilmesinin yanlış olacağını belirtiyor. Ortaylı, "Son padişah İstanbul'a dahi hükmedemez ve Osmanlı mülkünün yediği darbede de kimse onun fikrini sormamıştır. Anadolu savaşının önderlerinin idam fetvasına göz yummak dışında da önemli bir hatası olduğunu söyleyemiyoruz. Gene Kuva-yı Milliye'ye karşı örgütlenen birlikler ondan çok Damat Ferit hükümetinin İngilizlerle işbirliğinin eseridir. Hanedan damadı olan bu ahmak politikacıya kısa sürelerle de olsa görev vermek, padişahın diğer önemli hatasıdır" diyor. Ortaylı o dönemde pekçok insanın Kuva-yı Milliye'ye İttihatçı girişimi olarak baktıklarını da ifade ederek, "Herkes Anadolu harekâtını İttihatçı biliyordu. Bir kavmin siyasi trajedisi bu kadar kolay bir şekilde çözümlenemez. Padişah artık mukadder yıkımı kabul etmiş ve bir iç savaştan kaçınmak için Türkiye'yi terketmiştir. Zaferi kutlamadığı görülüyor. Aksine bir gözlem ortaya çıkmadıkça, bu da bir hatadır" diyordu. Vahdettin ve Atatürk'ün karşı karşıya geldiklerini ifade eden Ortaylı sözlerini şöyle noktalıyor: "Ama dost oldukları zaman da vardır. Kim ne derse desin son padişah hazineyi soyup gitmedi. Gittiği yerlerde de Türkiye devleti aleyhinde faaliyette bulunmadı, söz söylemedi. Bu sürgündeki hanedanın bir ananesi ve takdire değer tavrıdır. Bunları da bilmek gerekir."

İhanetle alakası yoktu

Prof. Reşat Kaynar "Vahdettin'in doğrudan doğruya memlekete zarar vermek için yaptığı bir hareket yok. Dolayısıyla, elimizde Vahdettin'in ihanetini gösterecek bir belge de yok. Ama hadiseleri Atatürk'ün Nutuk'ta anlattığı gibi gözden geçirirsek, Vahdettin'in en büyük kusurunun Sevr'in imzalanması sırasında ortaya çıktığını görürüz. Sevr, devletin ve milletin ortadan kalkması demektir. Atatürk, Sevr konusunda doğrudan Vahdettin'i suçluyor. Dolayısıyla, asıl tartışılması gereken Vahdettin'in Sevr konusunda aldığı tutum olmalıdır" diyordu. Vahdettin hakkında yazılmış çok önemli belgesel bir biyografi olan "Şahbaba" kitabının yazarı Murat Bardakçı ise Vahdettin'in, Bebek ile Aksaray arasındaki bölgeye sıkışmış bir padişahın çaresizliği içinde olduğunu kaydediyor,' iki tarafı birden idare edip zaman kazanma' çabasının ihanet olarak yorumlandığını belirtiyor. Bardakçı, Vahdettin'in hatıralarında, 'Facialara ve olaylara kalkan olamadım ise de, paratoner vazifesi gördüm. Musibetleri üzerime çektim, kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım' dediğini zikrederek, "Osmanlı tarihinin en şanssız hükümdarıdır, her insan gibi o da bazı hatalar yapmıştır ama memleketini seven bir kişidir ve ihanetle hiçbir alakası yoktur" diyordu.

Logged

.....Söz Ağızdan Çıktı Bir Kere.....
« Yanıtla #1 : Mayıs 11, 2007, 05:04:00 ÖS »
Üye Profili
runilk

Yeni Üye
*


Konu Sayısı:4
Mesaj Sayısı: 8

Cinsiyet: Girilmedi
Nerden: Girilmedi

Rep Puanı: 0



Üyelik Bilgileri
Durumum:


Rahşan Ecevitten itiraz

Merhum Bülent Ecevit'in mirasına açılan veraset davasının davacıları Vahdettin ailesinden geliyor..

Kasım ayında vefat eden eski Başbakan Bülent Ecevit'in, bir kısmını Diyanet'e bağışladığı Medine'de Hz. Muhammed'in türbesinin yanındaki mirasına Sultan Vahdettin'in torun çocukları da ortak çıktı.

Eski Başbakan Bülent Ecevit'in Suudi Arabistan'daki mirası, Medine'de Hazreti Muhammed'in türbesinin bulunduğu 'Ravza-i Mutahhara' nın biraz ilerisinde yer alıyor ve Ecevit'in anne tarafından büyük dedesi olan Medine Harem Şeyhi Emin Paşa'dan intikal ediyor. Ancak, Suudi Arabistan'daki bu büyük mirasın bir ortağı daha var: Osmanlılar'ın son padişahı Sultan Vahdettin'in torunlarından Hümeyra Özbaş 'Hanımsultan'ın şu anda Kuşadası'nda yaşayan çocukları Hanzade ve Halim Özbaş kardeşler. Bülent Ecevit ile Sultan Vahdettin arasındaki miras bağı, şu şekilde: Sultan Vahdettin'in Ulviye ve Sabiha Sultanlar adında iki kızı vardı. Padişahın büyük kızı Ulviye Sultan, Osmanlı İmparatorluğu'nun son sadrazamı Tevfik Paşa'nın oğlu İsmail Hakkı Bey ile evliydi. Çift daha sonra ayrıldı ve İsmail Hakkı Bey, Bülent Ecevit'in annesi ressam Nazlı Ecevit'in teyzesi olan ama Nazlı Hanım'dan sadece iki yaş büyük bulunan Ferhande Hanım ile evlendi. Çift uzun yıllar evli kaldı, 1970'lerin sonunda önce İsmail Hakkı Bey, daha sonra da Ferhande Hanım vefat ettiler. Ecevit'in teyzesi Ferhande Okday, eşinin vefatından sonra üvey kızı olan Hümeyra Hanımsultan'ın yanında yaşamıştı. Bülent Ecevit'in eniştesi İsmail Hakkı Okday'ın, ilk hanımı Ulviye Sultan'dan olan tek çocuğu Hümeyra Özbaş 'Hanımsultan' ise, Kuşadası'nda 'aristokratların mekânı' olarak bilinen Kısmet Oteli'nin kurucusuydu ve o da 2000 yılının Mayıs'ında vefat etti. Mirasa ortak oldukları söylenen hanedan mensupları, Hümeyra Özbaş'ın şu anda Kuşadası'ndaki Kısmet Oteli'ni işleten çocukları Hanzade ve Halim Özbaş kardeşler. Medine'deki mirasın ilk kısmını 1990'ların sonunda alan Bülent Ecevit, eniştesinin teyzesinden önce ölmüş olduğunu söyleyerek Özbaş ailesinin mirasta hakkı bulunmadığını iddia etmiş ve büyük dedesi olan Medine Harem Şeyhi Emin Paşa'nın veraset ilamına Özbaşlar'ın yazılmasına karşı çıkmıştı. Ecevit, mirasın bir kısmını da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'den kişisel bir hukuki mütalaa alarak Diyanet Vakfı'na bağışlamıştı. Bülent Ecevit'in mirasının gündeme gelmesi üzerine, Sultan Vahdettin'in torun çocukları konuyu yakından takip etmeye hazırlanıyor.

RAHŞAN HANIM'DAN İTİRAZ

Eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in anne tarafından üçüncü kuşak kuzenlerinin açtığı veraset davasına Rahşan Ecevit itiraz etti. 5 Kasım 2006 günü hayata veda eden Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit'in dışında hayatta kalan kimsesinin bulunmadığı biliniyordu. Ancak geçtiğimiz hafta Şişli 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açılan 'veraset' davası bu bilginin doğru olmadığını ortaya koydu. Bülent Ecevit'in anneannesi ile anneanneleri kardeş olan Ayşe Nimet Seydem ile ağabeyi Mustafa Sermet Aşar, mirastaki paylarının belirlenmesini istediler.

VERASET DAVASI

Ecevit'in üçüncü kuşak kuzenleri olan kardeşlerin açtığı davaya Rahşan Ecevit bir dilekçeyle itiraz etti. Rahşan Ecevit, avukatı Orhan Tosun aracılığıyla mahkemeye ulaştırdığı dilekçesinde 'veraset' davasının yetki yönünden bu davanın Ankara Mahkemeleri'nde açılması gerektiğini bildirdi. Dilekçede, veraset davası açan kişilerin ancak Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararına 'itiraz' edebilecekleri vurgulanarak, davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi istendi. 2 büyükanneden geriye Bülent Ecevit, Nevin Aşar'ın çocukları Mustafa Sermet Aşar ve Ayşe Nimet Seydem ile Ahmet Emin Öztan'ın çocukları Emine Sema Öztan, Mehmet Reha Öztan ve Ahmet Ateş Öztan kaldı. 5 Kasım'da da Ecevit hayatta gözlerini kapattı.

ECEVİT 'VATAN HAİNİ' DENİLMESİNE KARŞIYDI

Ecevit bir gazeteye Temmuz 2005'te verdiği röportajda Padişah Vahdettin'e 'vatan haini' denilmesine karşı çıkarak, 'Kurtuluş Savaşı'na açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbul'dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu' demişti.
Logged

.....Söz Ağızdan Çıktı Bir Kere.....
« Yanıtla #2 : Mayıs 16, 2007, 02:00:58 ÖÖ »
Üye Profili
Deadmau5

Moderator
****




Konu Sayısı:206
Mesaj Sayısı: 599

Cinsiyet: Bay
Nerden: Düzce

Rep Puanı: 51



Üyelik Bilgileri
Durumum:


saoll gül
Logged

     

Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Yeni Anket

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Osmanlı Masaüstü Her Telden MythEskiya 9 391 Son Mesaj Ağustos 15, 2007, 02:27:22 ÖS
Gönderen: Crazy_ManN
Osmanlı Tuğraları Türk Tarihi Hakkında (Osmanlı, Selçuklu.) __MoShE__ 6 710 Son Mesaj Ocak 20, 2008, 03:06:50 ÖS
Gönderen: SuBHaN_
Osmanlı Padişahları Türk Tarihi Hakkında (Osmanlı, Selçuklu.) Crazy_ManN 15 865 Son Mesaj Ocak 12, 2008, 11:30:14 ÖÖ
Gönderen: adakaya
NBA tarihinin tüm rekorları NBA berk@y 0 93 Son Mesaj Temmuz 31, 2007, 06:32:50 ÖS
Gönderen: berk@y
Hackerlık Tarihinin Kronolojik Sırası Yeni Başlayanlar İçin Genel Dökümanlar Crazy_ManN 9 611 Son Mesaj Haziran 28, 2008, 09:56:14 ÖS
Gönderen: fluentnluna
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Dizayn - Tasarım : Crazy_ManN | Hosting : Rakipsiz.Net