« Yanıtla #60 : Temmuz 30, 2007, 10:23:23 ÖS » |
|
 |
|
|
Bu gece son defa agliyorum senin için, uzun zamandir ilk kez ama bu defa farkli, seni silmek için kalbimden, son kirintilari son senleri atmak için kalbimden.
Yalniz kalmak istiyorum kalbimle, ona tekrar bakarken seni hissetmek, seni görüp, sana dokunmak yani aci çekmek istemiyorum artik.
Birgün karsima yine çikacaksin biliyorum bir gün yine üzmek isteyeceksin beni, ama bu sefer farkli olacak, çünkü içimde sen olmayacaksin.
Bu gece son defa agliyorum senin için gözlerimden akan sey yas degil aslinda, sensin. Tek tek dökülüyorsun gözlerimden parça parça çikiyorsun bu gece.
Kalbimi tekrar istiyorum çünkü Ona yeni bir sahip buldum. Belki üzüleceksin bilmiyorum çünkü sen herseye ragmen bencilsin ve düsünüyorsun beni gizlice.
Karsima çikmaktan nasil korkuyorsun, benim sesimi duymaktan. Benimle konusurken neden titriyor sesin ? Neden uzak duruyorsun benden ? sen bilmesen de ben biliyorum güzelim çünkü sevinmemden korkuyorsun kendince, ama yaniliyorsun bunu bil artik sevinç yok senin adina çünkü senin adinda yok kalbimde.
Senin için son defa agliyorum bu gece ilk defa içimde açan bir günesle. uzun bir kisti zorlandim ama, gördügüm bir bahar biliyorum, dokunuyorum ona isiniyorum artik.
Bunun zamani gelmisti biliyorum bu defa yanilmiyorum, yanilmiyorum çünkü görüyorum uzak tepelerdeki çiçekleri inceden kokulari çaliniyor burnuma, kokluyorum ve bunu herseyden çok seviyorum.
Senin için son defa agliyorum bu gece içimde kalbime gözlerini açan çok güzel bir bebekle. Artik ölmüs senin küllerini atmanin vakti gelmis, bak iste son damla da düstü gözümden artik seni sevmiyorum...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Konuksever
|
Değerli Ziyaretçimiz. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Sitemizden tam anlamıyla yararlanabilmek için üye olmanız gerekmektedir.Üye olmayanlar eklenti indiremez, yeni konu açamaz, mesaj gönderemezler.Sitemizdeki paylaşımlardan tam anlamıyla yararlanabilmek ve rakipsizforum ailesine katılmak için ;
Anahtar Kelimeler: Her Durum için Mektup Burda :) programı, Her Durum için Mektup Burda :) oyunu, Her Durum için Mektup Burda :) indir, Her Durum için Mektup Burda :) filmi, Her Durum için Mektup Burda :) download, Her Durum için Mektup Burda :) resimleri, Her Durum için Mektup Burda :) haberi, Her Durum için Mektup Burda :) yükle,
Her Durum için Mektup Burda :)eklentisi
|
|
|
|
« Yanıtla #61 : Temmuz 30, 2007, 10:23:53 ÖS » |
|
El ele verirsek dünyayı yeneriz biz, Dünyayı kıskandırır aslında bizim sevgimiz, Sürü sürü düşüncelerden ve korkulardan bir uzaklaşabilsek, Önümüze gelen her sorunu bir bir biz çözeriz… El ele verirsek dünyayı yeneriz biz, Bakmasını bilen ve aslında çok şey anlatan gözlerimiz, Korkmadan ve tüm geçmişimizi bırakarak anlatabilsek, Dünyaya hiç alışılmadık bir sevgi ekleriz…
Hadi ne olursun artık bitsin bu haykırış, Koşmayayım her telefona belki sensindir diye, Ellerimin titreyişinin nedenini anla artık, Gönlünü gönlüme eklersen dünyayı yeneriz biz… Bir gün gelir kavuşursak dünyaya sığmaz inan bizim sevgimiz…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #62 : Temmuz 30, 2007, 10:24:12 ÖS » |
|
 |
|
|
Sevdim be miniğim Şu an karanlık bir odadayım, Aynen bırakırken gittiğin karanlık dünya gibi. Ağlıyorum, ağlıyorum sensiz geçen gecelerin ardından. Yalvarıyorum Allah'a geri dönesin, yine beni sevesin diye, Ama kimseye duyuramıyorum sesimi, hapishane duvarındaymışım gibi. Bir an seni unuttuğumu düşünüyor, gülümseyiveriyorum hayata Sensiz geçirdiğim o hüzünlü akşamları unuttum diyorum, Vazgeçtim diyorum, bitti herşey bitti, Gitti ve tüm yalanlar silindi diyorum Acısız bir hayata başlıyor, yeni aşklar arıyorum diyorum Bir lise aşkıydı, gelip geçti diyorum Hayaller, umutlar hepsi yalandı, onun gibi yalancıydı Belki de o benim için hayattaki en büyük acıydı Belki güzel ama sahteydi yüzü, meğersem duygusuzmuş, Sevmekten geçmezmiş onun özü diyorum Gülüşüyle kandırırmış herkesi, sevmedi beni de diyorum Yok be miniğim... Hepsi birer aldatmaydı, seni kandırmaktı amacım Birazcık kıskandırmaktı başkalarının yanında Öğrenmekti bir nevi sevip sevmediğini... Belki sen beni gerçekten sevmedin Ama bilmeni isterim Canımı koydum bu aşkın uğruna, ölümüne Sonuna kadar olacağım yanında Gidişini kaldıramam, ayrılığa katlanamam Belki ne el ele, ne göz göze olacağız Ama ben yine razıyım senin sevgine Gözlerinle gülümsemene, "SENİ SEVİYORUM"demene Hele biricik aşkım beni bırakma demene, Hiç ama hiç dayanamam! Ne senden ayrılırım, ne seven kalbimden Bu uğurda canımı veririm ama yine terk etmem seni. Sevdim seni be minigim, daha ne diyeyim ki; SEVDİM işte sevdim be miniğim...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #63 : Temmuz 30, 2007, 10:24:29 ÖS » |
|
 |
|
|
Maviyle ilk karşılaştığımda kaç yaşımı sürmekteydim, bilmiyorum. Soyut olarak öğrenmişimdir mutlaka... Gökyüzünü göstermişlerdir bana, bak bu mavi demişlerdir. Boya kalemlerinin içinden bir tanesini seçmişlerdir ve kağıda sürttükleri alanı işaretlemişlerdir, bak bu mavi diye. Benim mavi olarak öğrendiğim şeyin –renk değil- gerçekten mavi olduğunu anlamam, sarıyla tanıştıktan, pembeyle karşılaştıktan, yeşili pek sevmedikten, kırmızıyı çok kendini beğenmiş bulduktan sonra olmuştur.
Daha sonra giderek gelişen mavi aşkı, aslında her maviyi sevmediğimi de öğretti bana. Kendini mavi sanan mavilerden nefret ettim, gecelerden renk aldığını sananlardan da yıllar içinde gözümden düştü. Doğada bize sunulan mavi gibisi yoktu.
Sabah sevdiğinizin sesiyle uyanmak gibisi yoksa, gözünüzü açtığınızda size merhaba diyen mavi bir gökyüzü gibisi de olamaz. Aslında biraz şımarıklık yapma şansınız da olabilir böyle güzel bir gün başlangıcında... Birkaç saat daha beklerseniz, o gökyüzü yanına tenine uygun birkaç soluk bulut alacak ve tam istediğiniz –istediğim- mavilikte olacaktır.
Kimileri benim maviyi bir renk olarak sevdiğimi düşünebilirler. İşin aslı öyle değil, ben, mavi rengi sevmeyi seviyorum. Mavinin, bir gökyüzü, denizlerin kıpırtısı ya da tablonun bir bölümü olmadığını anladığım anda sevdim onu.
O çok yakındı ve çok uzaktı. Söylediklerimi duyuyordu, işitemiyordu. Ellerime çok yakındı, tutmuyordu. Ben onun kokusunu tanıyordum, o benim tanıdığım kokuya uzaktı. Mavinin renk olmadığını anladığımda sevdim onu.
Karanlık gecede mavi aramadım hiç... Vardı belki ama, mavi orada olmamalıydı. O kuşun kanadındaydı, balığın ağzındaydı. Güneş ilk ışıklarını sunarken maviyi aramanın da boşuna olduğunu bilenlerdenim. İlk ışıklar maviye göre değildir. Mavi aydınlığı sever..
Ben maviyi seviyorum..
Mavi, sırtüstü yattığınızda, kucaklamaya hazır gökyüzüdür. Mavi, tüm bedeninizi sarmaya hazır sizi bekleyen denizdir.
Mavi uzaktadır, yanınızda olduğunu bilirsiniz.
Siz, yanınızda deniz, üzerinizde gökyüzü yoksa,
bu rengi anlatmayın.
Mavi görmeden anlaşılmıyor.
Boşuna denemeyin...
bu yuzden düş mavi işte..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #64 : Temmuz 30, 2007, 10:24:44 ÖS » |
|
 |
|
|
AŞK'A VE RÜZGAR'A...
Kuytularına saklandığım karanfilce bir aşkın semahındayım. İçimde küfürbaz katiller... Notaları orta yerinden çatlamış nihavent bir şarkının, yetim serzenişlerine düşüyorum; esişim kan revan... Ve 'SEN...'
Evet, 'SEN...' Alnında rüzgar yemiş geceyi taşıyan, alfabenin üçüncü harfine gül kokularıyla göçen; 'AŞK'. Düşlerime uzandığından bu yana, öyle bir cinayetsin ki kalbimde; kalbim kalbimin katili. Ey Aşk! Arada bir al gülüşümü çehrene. İçim serinlesin. Ama yinede, esişime teğet geçer saçların bilirim. Bu yüzden, kuşatılmış sensizliğim son veriyor direnişe; sana yürüyorum, sona yürümeden evvel. Sevdiğim! Bu kadar yağmur durdun içime, içim senden yana; bensiz. Ben benden yana sen'li...
Korkuyorum... Ellerim infazıma alkış tutuyor. Gözlerin; darağacım... Şiirleri hayata denk düşmeyen, yüreğine rehin bırakılmış bir şair eskisinde saklıyım. Korkak feryatlarla ağlarım kendime, gözyaşlarım denizleri içer. Sus ey kendim! ''İstanbul düştü, ben hala hayatta mıyım?'' Kahrolsun...
Gücün yetmiyor mu dokuz harflik hecemin kanayışlarına? Oysa ben üç uzun hecede susuyorum dokuz harfliliğimi, kirletmeden hayalini. Ey Aşk! Dokunma intihar panoramama. Emanetci ağlayışlarım düşer suskunluğuna, erirsin. Ben DELİRİRİM...
Gülüşü sarı safran coğrafyalarda hırpalanmış, hayata ödünç sevinçlerle son'da başlayan, gözleri tutuklu bir Rüzgar'ım. Yani, aşkın acımtrak gölgesizliğinde son şehidim, sana... Sevdiğim! Gemiler yanaşmadan mefluç limanlara, ver şehadetini gözlerimin...
En çok kendimi kucakladığım vakitlerde ihanet ettim bana. İntiharlara iliştirilen Dilbaz Düşler Çağı'ndan geldim. Şimdi vakit, kelimesiz ölmeler vakti... Sus ey kendim! Sus ey Rüzgar diye bilinen en suskun yanım!..
Dile gelsem şimdi, en çok seni susarım, yüzünün yarısı görünen uykusuz mevsimlere. içimde yüzü koyun yatan sevdalar, çarpar dirilmiş ölmelerimin alnına. Kusarım beni, bana en aşina cümlelere. Sevdiğim! Bileğinden kan sızsada bakışlarımın hala; bozgunlarım bozgunda şimdi. Ey-vah! Al bu feryat sende kalsın. Kapat gözlerini bana, inleyerek...
Ben karanlığın kıskacında ölürken, kimse seslenmesede beni; kurtar-ma beni benden. Doyasıya seyredeyim ölümümü. Çünkü, sen benim aşkı bildiğim yersin ey Aşk!
Sevdiğim! İçimin sureti! Olmadığım kadar bendesin, olmadığın kadar sendeyim.
SENİ ÇOK SEVİYORUM...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #65 : Temmuz 30, 2007, 10:24:59 ÖS » |
|
 |
|
|
Unhappy Nasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan? Hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren? Hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük dünyasına getiren? Onu sakin denizlerden sürükleyip fırtınalı okyanuslara atan? Sırası mıydı bu aşkın, o ununu elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken?
Hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran. O aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi. Geçen yılların bırktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı. Azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri. Küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin yanında. Utanıyordu sevdasından, aşkından. Ona giden yollardaki uçurumlar, engeller büyüyordu. O, giderek uzak ve erişilmez bir tanrıça oluyordu. Kâr etmiyordu hiçbir şey; bilge teselliler, kitaplarda okudukları.
İster itiraf etsin, ister etmesin, düştüğü durumun bir tek tanımı vardı ve o da aşktı, sevdaydı. Ve o ömrümde hiç böyle sevdalanmamıştı. Bu sevda, platonik, romantik gibi klişelere sığmayan bir sevginin ürünüydü. Sözcüklerle tanımlanamayan, gece gündüz her saat, her an onu düşündüren, ona özge bir sevdaydı. Ah, bu yürek değil miydi onu yakan, bu onulmaz sevdalara düşüren. Sevginin o mütiş gücünü bu sevda ile öğrenmişti yeniden. Sevdiğiyle sadece aynı mekanlarda olabilmenin bile ne büyük bir mutluluk olduğunu, onun sadece telefondan duyulan sesinin bile tüm gökyüzünü maviye çevirebileceğini, karanlıkları aydınlatabileceğini bu sevda ile yaşamıştı. Ve aşkın insana çılgınlıklar yaptırabileceğini yeniden ta kanında hissediyordu.
Aşık olduğu kadınla olan en kısa ayrılıklar bile ona dayanılmaz geliyordu. Şimdi o yine uzaklardaydı. Ve ona olan hasreti aralarındaki mesafeler artıkça artıyordu. Üstelik günlerdir ondan haber alamamak kendisini deli ediyordu. Ona merhaba diyebilmek, bir tek sözcük de olsa sesini duyabilmek için her yolu deniyordu. Ama tüm çabaları sonuçsuz kalıyordu. Gece gündüz, her an onu düşünüp ona ulaşamamak, korkunç bir ızdıraptı. Kahrolmaktan başka hiçbir şey gelmiyordu, elinden. Bu griler grisi, mavi yoksunu gökyüzünün altında çıldırasıya özlüyordu o kadını, onun gözlerini, gözlerinin rengini, gülüşünü.
Ayrılık acısıydı bu, kolay değildi üstesinden gelmek. Haykırsaydı sevgisini pencerelerden, bağırsaydı adını sokalara, diner miydi acıları? Yılın son günde yağan karın beyazına dökseydi karanlıklarını, aydınlanır mıydı içi? Batmakta olan güneşin kızıllığına, sütmavisi kesilen gökyüzüne çizseydi aşkını, azalır mıydı o kadına olan özlemi? Kalemini kanına batırıp ak kağıtlara yazsa bu aşkı, biter miydi hasret?
Bu son ayrılık, onu genç kadına olan sevgisini sorgulamaya zorluyordu. Aklı, bu sevdanın, hiçbir gerçekliğinin ve geleceğinin olmadığını söylüyor; kendisi için hiçbir şey ifade etmediğin, senin sevdana gereksinimi olmayan o kadını neden seviyorsun? diye soruyordu. O ve kalbi akılına karşı inatla direniyorlardı. "Evet, değer", diyordu, "yüz kere, bin kere değer!". Çünkü o kadın yaşamından çıktığında kendisini tekrar ölü hayatların, mavisi ve güneşi olmayan günlerin beklediğini biliyordu. "Değer" diyordu, "herşeye değer! Uğruna ölmeye, çılgınlıklar yapmaya, deli divane olmaya, Kerem gibi yanmaya değer!"
Niçin mi? Sadece o kadını görebilmek için, sadece sesini duyabilmek için, sadece güzel gözlerine bakabilmek için, o sıcak, o çocuksu gülüşünü yaşayabilmek için. Onu görünce heycanlanmak, onunla konuşurken toy bir delikanlı gibi ne söyleyeceğini, ne diyeceğini şaşırmak için. Onunla birlikteyken, onu düşünürken tüm dünyayı, tüm kaygıları unutabilmek için.
Tektaraflı sevdaların seveni acılara boğabileceğini ta başından biliyordu ve o acıları ak kağıtlara dökerek, şiirleştirip, öyküleştirerek yenebileceğini düşünmüştü. Ama bunun olanaksız olduğunu kısa zamanda anlamıştı: Gerçek aşk kendini yazdırmıyor, kağıda dökülemiyordu. Ve o aşka tutsak, aşık olduğu kadın ona yasak olsa da, aşka ihanet etmemek için; insanı insan yapan o yüce duygudan yana olmak için; belki de sadece "onu seviyorum, o halde yaşıyorum!", diyebilmek için, sonuna kadar direnecekti.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #66 : Temmuz 30, 2007, 10:25:13 ÖS » |
|
Şimdi nerelerdesin? Bu sefer yazdıklarımın, yüreğimin acısının adresi yok! Satırları yazmakta bile zorlanıyorum. Sen gideli kelime haznem daraldı. Tek başıma kaldım buralarda... Ansızın dalıyorum, sürekli yollara bakıyorum ve işin acı tarafı gelmeyeceğini de çok iyi biliyorum. Ah Sevgili! Çok hayallerimiz vardı. Hayata dair, aşka dair, ikimizin kaybettiklerine dair. Yazık! Hayallerimiz yarıda bile kalmadı.. Şimdi de mi kadere atılacak suç? "Kaderde var mı?" diyerek!
Sen yoksun ama ben gene sana yazıyorum her günün ardından(!) Gözyaşlarımı, aşkımı, özlemimi yazıyorum ve sevgili her zamanki gibi seni özlemle bekliyorum. Bensiz üzülme olduğun yerlerde; çünkü ben seni yüreğimde taşıyorum, sensizken bile...
Kimseye söylemiyorum seni sevdiğimi sana bile (!) Çünkü içimde yaşıyorum seni, sen de beni... Bizim aşkımızın kuralı da bu, baştan beri belli..
Ah Sevgili(!) Özledim be seni.. Geleceksin biliyorum ve sabırla bekliyorum. Çünkü seni ölümsüz bir aşkla seviyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #67 : Temmuz 30, 2007, 10:25:27 ÖS » |
|
Sabah kalktığımda ilk aklıma gelensin. Ağladığım, güldüğüm ve sevgilim sen benim tek sevdiğim, aşık olduğum adamsın... Sen karanlıklar arasında kaldığımda tek ışığımsın. Ne ayrılıklar yaşadık seninle... Çok düşündüm neden diye(!) Her ayrılıkta dönmeyeceğim desem de, döndüm dayanamadım sensizliğe! Senden sonrası yok bilirim. Sen benim ilk sevdiğim,gizlice buluştuğumsun... Her gideceğini duyduğumda yüreğim benden önce ağlıyor. "Gitmeeee" olmaz diyor, başkasını değil, tek seni istiyor. Senin sevginden başkası ona yetmiyor. Sensizlikte her gün bitiyor. Her sensizlikte ölüyor ama sevgilim gören olmuyor. Bu kalp seni hep sevdi ve sonsuza kadar sevecek!!! Seni yanındayken bile özlüyor. Bak gene bu türkü çalıyor: "sana sevdiğim diyemem yalan yalan yalan sen karasevdamsın benim duman duman ah leyar yar yine başımda sevdan ah leyar yar.."
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #68 : Temmuz 30, 2007, 10:25:41 ÖS » |
|
Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)
Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi?
Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #69 : Temmuz 30, 2007, 10:25:58 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #70 : Temmuz 30, 2007, 10:26:28 ÖS » |
|
Hep böyle mi yaşanır ayrılıklar; Beklerken o dönülmez yollara karışan sevgiliyi, hep tükenir mi seven. Aynalarda solarken gülüşler hep mi teslim olursun yalnızlığa... Nereye kadar tahammül edilir hasretin acımasızlığına. Giden vefasız hiç mi düşünmez ardında kalanları. Hiç mi özlemez, aramaz, sormaz... Böyle uzarken geceler nasıl da eskiyor umutlarımız bir bir... Nasıl da siliniyor gözlerimizden... Üstümüze basa basa giderken tüm sevdiklerimiz nasıl da hiç bir şey yapamadan gidenleri uğurluyoruz içimiz parçalanarak... Biz sevdaları eksik yaşarken sevdalar ayrılıkla tamamlanırmış meğer. Biz hep yalnızmışız. Hep yanlışmış güvendiğimiz doğrular. Umutlarımız hep umutsuzca yaşanan sevdalarda unutulmuş. Hep korkularımıza yenilmişiz. Hep yenmiş zaman bizi. Yüreğimiz sevda sanarak yalnızlığı kucaklamış kaygısızca. Hep böyle yaşanırmış ayrılıklar... Geceler uzar, beklenen hiç dönmezmiş... Aynalarda kaybolurken gülüşler, teslim olurmuş yürekler ayrılık diye ÖLÜM’ e!...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #71 : Temmuz 30, 2007, 10:26:46 ÖS » |
|
Sen bir uçurumsun;
Beni çağırma sakın sonu olmayan yollarına. Sana tutunamam... Ne kadar aç olsam da aşkına, sarılamam sımsıkı. Bilirim
yetmez sadece sevmek. Acıysa bedeli öderim ama tutunamam sana... Sakın bekleme beni! Savrulurum ayazlarda. Bir
uçurumdan başka bir uçuruma düşer gölgem. Ve gözlerimden kan damlar gecelerime. Sensizlikse bedeli öderim ama
dönemem senin şehrine. Bir acıdan bir acıya soyunur ruhum! Gücümün bittiği yerde yenilirim ama; sen uçurumsun...
tutunamam yeniden!...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #72 : Temmuz 30, 2007, 10:27:11 ÖS » |
|
Bilseydin gelirdin; Seni nasıl sevdiğimi, yüreğimin senin için nasıl çırpındığını ve aşkın yüceliğini bilseydin gelirdin mutlaka. Her günün senin bahar yüzünü bir defacık görebilmek için nasıl ümitle başladığını ve her sensiz günün ardından yüreğimin hasretine, umarsızlığına nasıl isyan ettiğini bilseydin gelirdin bilirim. Yazık ki hiç bilmedin ve hiç gelmedin... Oysa ben hep seni bekledim. Hem de gelmeyeceğini bile bile. Sen bambaşka bir dünyaya aittin ve benim senin dünyanda hiçbir zaman yerim olmayacaktı biliyordum. Yine de bekledim seni. Bir kere aşkınla büyülenmiştim ve imkansız olduğunu bile bile bekledim. Sende bilseydin sever miydin? Sevmesen bile sevgimi bilseydin keşke... Bilseydin ve bir kere gülseydin yüzüme yeterdi bana inan!...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #73 : Temmuz 30, 2007, 10:27:35 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #74 : Temmuz 30, 2007, 10:28:03 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #75 : Temmuz 30, 2007, 10:28:23 ÖS » |
|
| | |