« Yanıtla #40 : Temmuz 30, 2007, 10:14:08 ÖS » |
|
 |
|
|
Kendini mutlu et! ! !
Kimi istersen onu seç ama önce kendini seç.Kendin için yaşa,kendin için sev,kendin için aşık ol.Kendini beğen ve kendini dinle her zaman. Ancak o zaman bulabilirsin mutluluğun formülünü. Düşün ki; çok seviyorsun dans etmeyi.Ruhunu doyuruyorsun ve haya- tın vazgeçilmezleri arasında.Öyleyse dans et.Durma,kimsenin seni en- gellemesine izin verme.Sırf başkaları mutlu olacak diye oturma sandal- yeye,kalk ve pistin ortasına ilerle.Sonra dönmeye başla yorulana kadar, bacakların ağrıyana kadar dans et.”Ne derler” diye düşünme,bırak ko- nuşsunlar.Sen mutlu olacaksın gerisinin önemi yok. Kendini yollara mı vurmak istiyorsun,bin ilk otobüse.Nereye gittiğine bile bakma,çık yola.Bir haber ver yeter,nereye gittiğini soranlara “Ken- dime gidiyorum” de.Kes dünyayla iletişimini ne olur¿ Bir mola yerinde pilav üstü kuru yerken alacağın tadı düşün.Kayboluşlar insan kendini bul- durur bazen.Hem keşfetmek diye de bir şey var bu dünyada.Serüvenci bir ruhun varsa bundan kime ne¿ Bir kaşif olmanın hazzını yaşa.Geride kalanları unutma elbette ama onlar da beklemeyi bilsinler. Çok mu beğendin vitrindeki giysiyi,al o zaman.”Çok mini,çok renkli,çok frapan,çok sakil” mi diyecekler¿ Bırak desinler,sen kendine yakıştırıyor- sun ya bu yeter.Giy ve bak aynaya.Nasıl iyi hissediyorsun değil mi¿Öy- leyse hadi şu kırmızı olanı da al.Eskileri çıkar üzerinden ve onu giyerek git evine.Şaşırsınlar. “Bu da nereden çıktı şimdi¿” diyene “Kendim için aldım,kendime aldım” de gitsin.Boşver gerisini… Korkma iç bu gece.Sarhoş olmak istiyorsan ol.Bu şişelerin dibini.Kim kötü düşünürse düşünsün aldırm****ötü düşünce kötü söz gibi sahibini bağlar.İç ve başla şarkı söylemeye.Bağıra bağıra söyle hem de.Şarkının sözlerini bilmiyorsan uydur,ne olacak ki¿ Merak etme,kınamazlar seni. Kınarlarsa da bu onların sorunu,sen eğleniyorsun ya…Kendi besteni kendin yap,kendi sözünü kendin yaz ve söyle.”Bu şarkı da nereden çıktı¿ diye sorarlarsa “Kendime yazdım” de… Ne yaparsan kendin için yap,kendini eğlendir önce.Sen mutlu ol ki, senin mutluluğun başkalarını da mutlu etsin.Mutsuzken,kimseyi mutlu edemezsin unutma.Ve sakın herkesi birden mutlu etmeye çalışma çünkü olamazlar.Sen mutluysan,bu herkese yeter…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #41 : Temmuz 30, 2007, 10:14:30 ÖS » |
|
 |
|
|
ELVEDA BITANEM
Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli... Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:
“Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim.... Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim.... Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi....” Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.
Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.
“Üsüdüm” dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin... “Bana bir sey mi söylemek istiyorsun” dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak “evet” seklinde basini salladi.
Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek “söyle öyleyse ne diye bekliyorsun.”
Genç adam içini çektikten sonra “sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz”
“Bunlari sorma geregini neden duydun.” dedi genç kiz.
Genç adam söze basladi: “bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?
Genç kiz “evet hatirladim” dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden “o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla “aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?”
Genç kiz tekrar “evet” dedikten sonra saskin saskin “evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez.”
Genç adam güldü “Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin.”
Genç adam devam etti “bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz”
Genç kiz anlamisti, “yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?”
Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.
“Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak.”
Genç kiz sasirmisti, “Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum.”
Genç adam iç çekerek “hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk.”
Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle “Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur.”
Genç adam “Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum.” Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.
Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz “kalkalim istersen” dedi.
Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz “tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam “arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi” dedi. Genç kiz evet” anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.
Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu.”allahim” dedi “allahim güç ver bana”.
Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.
Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7 de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu.......
“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”
evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu....
Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.
Genç adam “Nalan ile görüsebilirmiyim” dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; “Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti.”
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi.............
Birkaç ay sonra...
Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ....
- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:
“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #42 : Temmuz 30, 2007, 10:14:49 ÖS » |
|
 |
|
|
Unhappy Yillar sonra söyle durup düsününce,ne güzel günlermis deriz veya ne büyük aciymis yasadigim...Gecmisi dolasirken takildigimiz anilar,ya actir ya da özlemle andirir kendilerini.Bir nesneye takilir gözümüz;onu aldigimiz kullandigimiz günlere döneriz birden.Ne degerlenir o minik nesne gözümüzde!Esyalara sinmis anilardan koparamayiz düsüncelerimizi.
Bazen de dogdugumuz ev,okudugumuz ilkokul,genc heycanlarla gezindigimiz yerler ceker bizi...Artik yabanci anilarin sindigi o yerlerde,bizden birseyler arar gözlerimiz.
Bir de resimler var ki baktikca kimi zaman hüzün cöktürür,kimi zaman yitirdigimiz insanlara özlem dogurtur ansizin...Su ana bir abagdir hep si de.Icsel bir bagin somutlasmalari olarak cercevelerinden bakarlar bize.
"Ne günlermis"sözü gecer icimizden.Ah o söz!Güzel oluslarinin simdi farkina varmamiz üzer beni.Yasarken anlarin degerinin farkina varamadik diye...Yine de anlarimizi farkina vararak yasamak icin gec degil.Gelecege doya doya yasanip sunulacak anlar!Acisiyla tatlisiyla hemde.
Zaten insanca dediginiz nedir ki...Düne özlem anlarini gelecege tasima noktalarimizda,hizla gecen bir trene bakakalir gibi gecer yasantimiz.Geriye,sadaece bizim farkinda oldugumuz insanca bir sey kalir.Biz var oldukca,bizim ic dünyamiz icin anlamli olan bir cok esya,birden hicbirseylesir.Ama yasamin bizden öte olan kismi budur iste.Insan kabullenemez belki bunu,olamaz der.Ama ne care,akis sürmeYktedir,bizimle de bizden ötelerde de...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #43 : Temmuz 30, 2007, 10:16:05 ÖS » |
|
 |
|
|
Geceydi seni bana taşıyan…sen geceye yakındın, ben de sana…ağır aksak işleyen zamanın düşürdüğü tuzaklardan kurtulup geldin hoş geldin korkularınla, sırlarınla ve sadece gözlerine derin bakanların görebileceği acılarınla geldin iyi ki geldin Bekleyişlerim içine hapsettiğim özlemlerim vardı nicedir kimseyle paylaşmadığım hüzünlerim soramadığım sorularım…hatırladığımda yüreğimde yaratacağı o korkunç sızıyı duymaktan korktuğum için beynimin bir köşesine fırlatıp attığım ve bir daha hiç dokunamadığım anılarım vardı…şimdi özgür bıraktım özlemi, şimdi hüzün de sevinç de doyasıya yaşanıyor bende sorular cevabını buluyor anılar canlanıyor çünkü sen geldin Susmak ne çok akıllandırmış beni… ne çok biriktirmişim kelimelerimi bir bir dökülürken dilimden sevda sözcükleri senin o tedirgin duruşun bile durduramıyor beni “seni soluyan bir rüzgara kapılmış gidiyorum”yüreğimi bir yelken gibi açtım, seninle dolduruyorum seninle olmanın seni yaşamanın ve zamanı sadece seninle paylaşmanın eşsiz hazzını duyumsuyorum, ne iyi ettin de geldin Bir büyüysen bozulma bir hayali yaşıyorsak kaybolma hep biz çözecek değiliz ya gerçeğin düğümlerini, bırak kendi halinde kalsın ruhuna talibim ben, asıl gerçek bu kaçışlarda bıkmış, hep yarım kalmış ruhum da bir tek seninle doyuma ulaşacak kendini bulacak dedim ya sen geldin Bir de mavi var öyle ya…nereye saklamıştım maviyi? Kimlerden gizlemiştim de yok sansınlar istemiştim? Bak, güneş bile mavi mavi parlıyor görüyor musun? Yavaş yavaş yok oluyor yüreğimin gir katmanları maviyle anılıyor görebildiğim her şey en çok maviye tutkunum ben, bu yüzden mavi sen oluyorsun.çocuk gibi seviniyorum sen maviyle geldin Sahi.çocuk olmayı ne kadar özlemişim ben senin içindeki çocukla oynayacak bendeki çocuk yalansız ve saf olacak kumdan kaleler yapacak, içine seni koyacak kaleyi yıkacak, seni kurtaracak kahraman olacak, çığlıklar atacak yorulmayacak sensiz hiçbir oyuna ebe olmayacak korkma içindeki o çocuk hep yaşacak kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim çünkü sen o çocuklar geldin Yoktum ben, senden önce yoktum sanki.sen geldin varlığımı bildim.sen geldin bir dokunuşun, bir öpüşün nasıl da büyük bir hazza dönüştüğünü gördüm sen geldin ben oldum, sen geldin ben aşık oldum ama ne güzel geldin
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #44 : Temmuz 30, 2007, 10:16:32 ÖS » |
|
 |
|
|
Aşk çiçeğim gitme
Bir gün tutar bir caneriği çiçeğini sunar bahara. Bİr tutam serinlik, bir yürekte buğulanan sıcaklık . Ve konar gözlere bir öpücük gibi kuşların sevinci bahar. Okşar bir annenin parmakları gibi usulca saçlarımızı seher yeli. Bir tutam gün ışığı dolar içimize, bir tutam sevinç çığlığı.
Ne zaman bahar gelse sevinci yaşar kırlar, dağlı çocuklar umudu kucaklar bir yanımızda; bir yanımız da kuşlar, çiçekler, kelebekler sevinci yaşar. Aydınlık gelir dört bir tarafa, gürül gürül akar dereler.
Bir dağ pınarı gibi hayat kaynar kanımızda, yüreğimizde tomurcuk tomurcuk fışkırır aşk: Alıp götürür duygularımızı uzak dağların ötesine, serin serin esen rüzgarlar...
Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazı. Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla su gibisin. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar sesin gökyüzünde.
Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur yapraklarımı uzak diyarlara.
Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini taşıyorsun. Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin.
Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz... Ben seni ozanca sevdim türkübakışlım, sular gibi temiz, bir rüzgar gülü gibi hilesiz.
Mehtabın güzelliği, yıldızların ışıltısısın sen karlı dağlarda, rüzgarların soluğu, güneşin dostluğusun. Umut, aşk ve alın terisin ak alınlarda. Toprağa ekilen tohum, bahara söylenen türküdür dilin. Ceylan gözlerin sevinci, dudakların ıslığısın türkülü ırmaklarda.
Acılar içinde de olsam yaşamı çılgınca sevdim. Çılgınca sevdim dağları, ormanları, güneşi, çocukları. En çok da seni sevdim aşkçiçeğim. Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı.
Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardindan akasyalar. Gitme, bir güvercin sıcaklığı gibi kal yüreğimde.
Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep,. Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller. Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme buralardan, gözleri türkülü kuşum .
İçimdeki baharı öldürüp gitme. Kimsiz, kimsesiz kalır türkülerim. Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden.
Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür
gitme bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk şaşırır yönünü rüzgarlar bütün pınarların suyu çekilir solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm
gitme öksüz kalır içimdeki imge dağları saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm
gitme içimdeki bütün vagonlar devrilir bir kar yağar istasyonlara, üşürüm
gitme bütün ormanlar ateşe verilir kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
gitme kal menevşeler açsın dağlarda sevince dönüşsün gökyüzü iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #45 : Temmuz 30, 2007, 10:17:00 ÖS » |
|
 |
|
|
~~Unut~~ Unutulmak istiyorum Sevgi dolu kalbinden ansızın yok olmalıyım Senin için ben, sadece bir muammayım Nâif bir çizgi var aramızda Bir adım daha atmamalısın bana Bu son adımın olsa da. Ben ise; Sana olan sevgimi yüzüne karşı değil Masmavi okyanusta ummanlara haykırmalıyım Sen herşeyden bir haber Yine eski alışkanlıklarının içinde "Öylesine bir sevdaydı" demelisin benim için Ve unutulmak istiyorum Unutan sen olunca, Kendimi yokluğunun cehenneminde Varlığının cennetinde sanıyorum Beni anlamalısın ! En güzel günlerimizin hatırına Unutmalısın...
Unutmak zorundasın beni Ben senin bildiğin ben değilim Bir kıvılcım, bir ateş Ya da bir volkan gibiyim Seni de aşkımla küle çevirmek istemiyorum Arkana bakmadan çek git buralardan Ara sıra hep uzaklardan seslen bana Fakat, çok uzaklardan. Ve unutmalısın beni, kaçmalısın sevdamdan Bir başkasıyla mutlu olmalısın Ben sadece senin yokluğunla avunmalıyım Merak etme, Seni ömrüm boyunca seveceğim Üzgünüm; Ben, senin bildiğin ben değilim...
Ben sensiz daha mutluyum bu şehirde Biliyorum ki, şu an yalan söylüyorum sana Baksana, dört duvar olmuş sensiz bu şehir Üzerime gelir kara bulutlar, fırtınalar Bu duvarlar beni sıktıkça, sıkar Bir anda kurtulurum tüm bunlardan İşte o an; Sadece seni düşündüğüm andır. Ben seni unutamam Ama, sen beni herşeyin inadına Unutmalısın Beni anlamalısın...
"Yok böyle bir sevda, hiç olmadı" demelisin Birimizden birimiz vazgeçmeliyiz Ve bu, sen olmalısın Nâif bir çizgi var aramızda Bir adım daha atmamalısın bana Bu son adımın olsa da. Ve unutmak ümidiyle Son kez bakmalısın, ağlayan Sensiz hiçbir işe yaramayan Mavi gözlerime. Hadi durma artık, git Benim bilmediğim Ve senin için istediğim tüm güzelliklere. Ömrüm boyunca hoşça kal,
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #46 : Temmuz 30, 2007, 10:17:21 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #47 : Temmuz 30, 2007, 10:18:10 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #48 : Temmuz 30, 2007, 10:18:27 ÖS » |
|
Ben senin duygusal icerigine tutuldum, gozlerınden fışkıran aleve Rüzgarla boguşan saçlarına tutuldum, buğday başağı gibi dalgalanışına Ben senin masum bakışına tutuldum, icindeki gizeme Ağlayışına tutuldum, kalbındeki ozlem ateşıne Dudaklarındaki yağmura tutuldum, onun hasretiyle yanışıma Göz pınarındaki hasret damlasına tutldum çağlayanının umutsuz bekleyişine Ben senin beni birgün anlayacagına, umutsuz bekleyişime,gozlerimdeki huzune, kalbimdeki yaraya tutuldum. Ben senin günün son saati güneşe bakmana tutuldum. Güneşin icindeki hüzünülü bakışı, orda çarpan kalbi bulma ümidine tutuldum. Ben senin kalbindeki anahtarın , birgün açabilme ihtimaline tutuldum. Gecenin mavi gizemindeki ay gibi parıldamana tutuldum. kor ateş gibi sıcak, bulutlar kadar yumusak bedenine sarılabilme umuduna tutuldum. Dudaklarından herçıkan sözün, dağ gibi yüreğımı kurşun gibi delmene tutuldum. Her deryaya bakışında güzelligini haykıran çılgın dalgalara tutuldum
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #49 : Temmuz 30, 2007, 10:18:51 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #50 : Temmuz 30, 2007, 10:19:06 ÖS » |
|
Seni düşünüyorum Dün yine hep seni düşündüm Dinlediğim sarkılarda sesin Baktığım her yerde hayalin vardı Elimden hiç düşmeyen resmin Dört yanımı sarmış varlığınla sen Şimdi yapabildiğim tek şey seni düşünmek Haftanın hangi günü bugün bilmiyorum Saatlere de bakmıyorum artık Bir günün daha geçtiğini Güneşin batısından anlıyorum Gündüzle gecenin bir olduğu Yokluğunda geçen bu karanlık zamanlar Seni sensiz yaşamayı öğretiyor bana Nefeş alışlarımda seni içime çekiyorum Seninle doluyorum Verdiğim nefesler de ise Kendimi kaybediyorum Zamanla biraz daha sen oluyorum Ve sonunda içimde Seninle kendimi buluyorum Seni sadece düşünebilmek ne büyük çaresizlik Sesini duymamak dokunuyor bana Oysa kulaklarımda çınlayan Sesini duymak istiyorum Güldüğünü deyabilmek, doyasıya sarılabilmek Ama ben sadece düşünmekle yetiniyorum Fakat sonunda sana geleceğim .....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #51 : Temmuz 30, 2007, 10:19:31 ÖS » |
|
SENİ BEN TERK ETMELİYDİM
Keşke, sana her şeyi açıklayabilseydim. Denedim ama, kendim bile bir anlam veremedim kurduğum cümlelere… Senin hüznünle, benim korkularım, alışamadılar birbirlerine… En çok sohbetini özleyeceğim. Gözlerini kısıp hınzırca gülümsemeni, o hiç bitmesin istediğim içten kahkahalarını…
Sanırım, seni bu yüzden sevdim; gülmeyi de ağlamayı da becerebildiğin için! Seninle yaşamak, hayatı yeniden keşfe çıkmak gibiydi. Senden önce, duvarlarım vardı; içinde kendimi emniyette hissettiğim. Zamanla, birer birer yıkıldıklarını gördüm.Affet beni, senin kadar güçlü olmadığım için… seni ben terk etmeliydim. Giden sen olursan, yaşayamam! dedim ama gittin ve bir daha dönmeyeceksin biliyorum bunu......
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #52 : Temmuz 30, 2007, 10:19:51 ÖS » |
|
 |
|
|
Kurtar beni senden… Dayanılmaz oldu gelemeyişlerim… Gücüm kalmadı gelme demeye… Tüm hücrelerime dolmuşsun farkında olmadan… Bu aşk zindanım olmuş, bu sevda vazgeçilmezim… Bir ziyafet hazırlar gibi hazırlarken sonumu, ben vazgeçmek üzereyim… Kurtar beni senden, vazgeçmemeliyim… Bir tek sen anlarsın, bir tek sen duyarsın çığlığımı… Kelimeler yetmiyor… Boynumun sol yanı öksüz.. Gelme diyorum, bu gel demek oluyor acım büyüdükçe… Korkuyorum… Hep sen vardın olmadığın günler de bile… Hep sendin masmavi deniz diye gözlerimin değmediği gözlerine daldığım… Aldanışlar doluyor kollarını bedenime… Yanılsamalarda arıyorum kendimi… Bulamadığım oluyorsun… Kurtar beni senden… İçinde bir tek senin olduğun kalbimi al, gözlerimi de…
Hazan mevsimine benzetme beni… Dünlerin acımasızlığında ve yarının olmayışında yitirdim her şeyi… Bu şehrin her köşe başında senden bir anı var… Dayanamıyorum buna… Bu şehirdeki her adımım daha çok acı veriyor bana… Yanlış nerde başladı Canımcım… Pişmanlığı bu aşka ne zaman e kledik… Doğru dediğimizi hangi yangında yitirdik hiç istemeden… Kurtar beni senden… Seninle de sensiz de yapamıyorum… Düşünme yetimi yitirdim artık, hiçlikteyim… Mavinin dediği gibi, ben sadece bir hiçim… Kurtar beni senden…
Başka bir şey istemiyorum giderken… Kim koydu seni şimdi olduğun yere… Neden? Yeterince batmıştım zaten… Şimdi bu çelişki niye… Kurtar beni senden… Bunu ancak senden isteyebilirim, ben başaramıyorum…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #53 : Temmuz 30, 2007, 10:20:45 ÖS » |
|
 |
|
|
Sevgilim
Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..
Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...
Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım. Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara ****ürüyor.
Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.
Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #54 : Temmuz 30, 2007, 10:21:14 ÖS » |
|
Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.
Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim | | |