|
 |
|
|
ADLİ TIP GİRİŞ İnsanlar, küçük veya büyük topluluklar halinde yaşarlar ve yaşadıkları çevrede bir sosyal düzen geliştirirler. Sosyal düzenin olduğu her yerde bu düzeni bozan kişiler ve eylemler de olmaktadır. Bu da “suç ve suçlular” kavramını ortaya çıkarır. Bu kişilerin sosyal düzene karşı işledikleri suçlara reaksiyon olarak toplumdan soyutlanmaları ve bir şekilde ceza çekmeleri de bir gerekliliktir. Toplumsal huzuru sağlamak ve insanlarda düzene karşı güven duygusunu pekiştirmek için, işlenen suça uygun ve yeterli cezayı belirlemek ve uygulamak hukuk biliminin çalışma alanına girer. İnsanlara karşı işlenen ve şahısların herhangi bir şekilde zarar gördüğü suçlarda, zararın niteliğini ve derecesini belirlemek ise tıbbı ilgilendiren bir konudur. Tıbbın adalete yardımcı olması nedeniyle, tıp ve hukuk bilimleri en eski zamanlardan beri birbirleriyle yakın bağlantı içinde olmuşlardır. Onaltıncı yüzyıldan sonra, başta İtalya ve Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde adli tıp ayrı bir bilim dalı olarak önem kazanmış, özellikle 19. yüzyıldan itibaren hızla gelişmiştir. Günümüzde tıp bilimlerinde, özellikle genetik ve moleküler biyoloji alanlarındaki gelişmeler, hukukun adil ve hızlı işlemesi için alınan önlemlerle birleşince, adli tıp çok önemli bir bilim dalı haline gelmiştir ( Soysal ve Eke., 1999 ). Ülkemizde adli tıpla ilgili ilk yasa 1840 yılında çıkarılmıştır. Günün koşullarına uydurmak ve eksikliklerini gidermek amacıyla bu yasada birkaç kez değişiklikler yapılmış ve 1982 yılında halen yürürlükte olan 2659 sayılı yasa kabul edilmiştir. Bu yasayla kurulan ve mahkemeler, hakimlikler, savcılıklar tarafından gönderilen çeşitli materyalleri incelemek ve sonuçlarını raporla tespit etmekle görevlendirilen ihtisas daireleri şunlardır: - Morg İhtisas Dairesi - Gözlem İhtisas Dairesi - Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi - Biyoloji İhtisas Dairesi - Fiziksel İnceleme İhtisas Dairesi - Trafik İhtisas Dairesi Bu yasanın yürütülmesini sağlamak için çıkarılan yönetmeliğin 12. maddesine göre Biyoloji İhtisas Dairesi’ nin görevleri şöyle belirlenmiştir; a) Mahkemeler, hakimlikler, savcılıklar tarafından gönderilen kanlı eşya, sperm lekesi, lekeli eşyadan kan grupları ve faktörleri, babalığın tayini, kan sayımı; kan ve omurilik suyunda bakteriyolojik ve serolojik incelemeler yaparak sonucunu raporla mahalline bildirmek, b) Gönderilen suç aletleri, giysi, eşya üzerinde sperm ve diğer biyolojik lekeleri aramak, c) Besin maddelerinin biyolojik ve bakteriyolojik incelemelerini yaparak Gıda Maddeleri Tüzüğüne uygunluğunu araştırmak, d) Vajinal ve anal frottilerde spermatozoid aramak, e) Spermiogram yapmak, f) Gebelik testi yapmak, g) Kan lekelerinin insan veya hayvana ait olup olmadığını, mümkünse kaynağını, insana ait ise grup ve faktörlerini belirlemek. Bunların dışında lekenin ne zaman meydana geldiğinin, kadına mı erkeğe mi ait olduğunun tespiti gibi araştırmaların yapılması da istenebilir ( Tunalı., 1995). Fizik yapılarının özellikleri, vücut dokuları ve sıvıları kişilere, diğer insanlardan ayırdedilmelerini sağlayan bireysel özgünlüğü kazandırır. Birçok kriminal olayın aydınlatılmasında ve babalık tayininde kalıtsal olarak aktarılan bu özelliklerden yararlanılır. Bu amaçla kullanılan vücut sıvıları ve bunların lekeleri arasında önem bakımından kandan sonra tükrük lekeleri gelmektedir. Özellikle tecavüz ve cinayet olaylarında tükrük lekesinden yararlanılarak fail ve mağdurun kimliklerini belirlemek ve böylece olayı aydınlatmak mümkündür. Kişinin sekretörlük denen genetik özelliğe sahip olması durumunda, antijenik kuvvetinin daha fazla olması nedeniyle, kandan çok daha az miktarda tükrük ile kan grubunu belirlemek mümkündür (Matsuzawa ve ark., 1985).
|